https://dersdunyasi.net/ olarak düzenlediğimiz Cumartesi Derslerinde bu hafta “Kalbe Hutur Eden İki Levha” konusu işlenmektedir. Üstad Bediüzzaman Said Nursi’nin Risale-i Nur Külliyatı’ndan Sözler isimli eserinden On Yedinci Sözün İkinci Makamı.
Kalbe Hutur Eden İki Levha – On Yedinci Sözün İkinci Makamı – Cumartesi Dersleri 17. 6.
KISA VİDEO
UZUN VİDEO
On Yedinci Sözün İkinci Makamı
Kalbe Hutur Eden İki Levha
Bundan yirmi beş sene kadar evvel İstanbul Boğazındaki Yuşa Tepesinde, dünyanın terkine karar verdiğim bir zamanda, bir kısım mühim dostlarım beni dünyaya, eski vaziyetime döndürmek için yanıma geldiler. Dedim: “Yarına kadar beni bırakınız; istihare edeyim.” Sabahleyin kalbime bu iki levha hutur etti. Şiire benzer, fakat şiir değiller. O mübarek hatıranın hatırı için ilişmedim. Geldiği gibi muhafaza edildi. Yirmi Üçüncü Sözün âhirine ilhak edilmişti. Makam münasebetiyle buraya alındı.
Birinci Levha
Ehl-i gaflet dünyasının hakikatini tasvir eder levhadır.
Beni dünyaya çağırma, …. Ona geldim fenâ gördüm.
Demâ gaflet hicab oldu …. Ve nur-u Hak nihan gördüm.
Bütün eşya u mevcudat …. Birer fâni muzır gördüm.
Vücut desen, onu giydim, …. Ah, ademdi, çok belâ gördüm.
Hayat desen onu tattım …. Azap-ender azap gördüm.
Akıl ayn-ı ikab oldu, …. Bekàyı bir belâ gördüm.
Ömür ayn-ı heva oldu, …. Kemâl ayn-ı heba gördüm.
Amel ayn-ı riya oldu, …. Emel ayn-ı elem gördüm.
Visal nefs-i zevâl oldu, …. Devâyı ayn-ı dâ gördüm.
Bu envar zulümat oldu, …. Bu ahbabı yetim gördüm.
Bu savtlar nây-ı mevt oldu, … Bu ahyâyı mevat gördüm.
Ulûm evhâma kalb oldu, …. Hikemde bin sekam gördüm.
Lezzet ayn-ı elem oldu, …. Vücutta bin adem gördüm.
Habib desen onu buldum, …. Ah, firakta çok elem gördüm.
adem: yokluk, hiçlik ahbap: sevgililer, dostlar (bk. ḥ-b-b) âhir: son (bk. e-ḫ-r) ahyâ: canlılar (bk. ḥ-y-y) ayn-ı dâ: hastalığın tâ kendisi ayn-ı elem: acının tâ kendisi ayn-ı heba: zararın tâ kendisi ayn-ı heva: boş istek ve arzunun tâ kendisi ayn-ı ikab: azabın tâ kendisi ayn-ı riya: gösterişin tâ kendisi azap-ender azap: azap içinde azap bekà: devamlılık, sonsuzluk (bk. b-ḳ-y) demâ: her zaman, dâima ehl-i gaflet: âhiretten habersiz, mânevî sorumluluklarına karşı duyarsız kimseler (bk. ğ-f-l) elem: acı, üzüntü emel: arzu, istek envar: nurlar, aydınlıklar (bk. n-v-r)
eşya u mevcudat: var olan şeyler, varlıklar (bk. v-c-d) evhâm: vehimler, kuruntular fâni: geçici, ölümlü (bk. f-n-y) fenâ: yokluk, ölümlülük (bk. f-n-y) firak: ayrılık (bk. f-r-ḳ) gaflet: umursamazlık, duyarsızlık; âhirete, Allah’ın emir ve yasaklarına duyarsız davranma hâli (bk. ğ-f-l) habib: sevgili (bk. ḥ-b-b) hakikat: gerçek, doğru (bk. ḥ-ḳ-ḳ) hicab: perde hikem: hikmetler (bk. ḥ-k-m) hutur etme: hatıra gelme ilhak: ekleme istihare: bir işin hayırlı olup olmayacağını anlamak niyetiyle abdest alıp, dua edip, rüya görmek üzere uykuyu yatma
kalb olmak: dönüşmek kemâl: mükemmellik, olgunluk (bk. k-m-l) mevat: ölmüş (bk. m-v-t) mübarek: bereketli, hayırlı (bk. b-r-k) muhafaza: koruma (bk. ḥ-f-ẓ) münasebet: ilişki, bağlantı (bk. n-s-b) muzır: zararlı nây-ı mevt: ölüm haberi (bk. m-v-t) nefs-i zevâl: sona ermenin kendisi (bk. n-f-s; z-v-l) nihan: gizli, saklı nur-u Hak: Cenab-ı Hakkın nuru (bk. n-v-r; ḥ-ḳ-ḳ) savt: ses sekam: hastalık tasvir: anlatma, ifade etme (bk. ṣ-v-r) ulûm: ilimler (bk. a-l-m) visal: kavuşma Yûşâ Tepesi: (bk. bilgiler)zulümat: karanlıklar (bk. ẓ-l-m)
İkinci Levha
Ehl-i hidayet ve huzurun hakikat-i dünyalarına işaret eder levhadır.
Demâ gaflet zevâl buldu, …. Ve nur-u Hak ayan gördüm.
Vücut burhan-ı Zât oldu, …. Hayat, mir’ât-ı Haktır, gör.
Akıl miftah-ı kenz oldu, …. Fenâ, bâb-ı bekàdır, gör.
Kemâlin lem’ası söndü, …. Fakat şems-i cemâl var, gör.
Zevâl ayn-ı visal oldu, …. Elem ayn-ı lezzettir, gör.
Ömür nefs-i amel oldu, …. Ebed ayn-ı ömürdür, gör.
Zalâm zarf-ı ziya oldu, …. Bu mevtte hak hayat var, gör.
Bütün eşya enîs oldu, …. Bütün asvat zikirdir, gör.
Bütün zerrat-ı mevcudat…. Birer zâkir, müsebbih gör.
Fakrı kenz-i gınâ buldum, …. Aczde tam kuvvet var, gör.
Eğer Allah’ı buldunsa…… Bütün eşya senindir, gör.
Eğer Mâlik-i Mülke memlûk isen…. Onun mülkü senindir, gör.
Eğer hodbin ve kendi nefsine mâliksen… Bilâ-addin belâdır, gör,
Bilâ-haddin azaptır, tad, …. Bilâ gayet ağırdır, gör.
Eğer hakikî abd-i hüdâbin isen, …. Hudutsuz bir safâdır, gör,
Hesapsız bir sevap var, tad, …. Nihayetsiz saadet gör.
abd-i hüdâbin: Cenab-ı Hakkı tanıyan kul (bk. a-b-d) acz: âcizlik, güçsüzlük (bk. a-c-z) asvat: sesler ayan: aşikâr, belli ayn-ı lezzet: lezzetin tâ kendisi ayn-ı ömür: hayatın tâ kendisi ayn-ı visal: kavuşmanın tâ kendisi bâb-ı bekà: sonsuzluk kapısı (bk. b-ḳ-y) bilâ-addin: sayısız (bk. lâ) bilâ-haddin: sınırsız (bk. lâ) burhan-ı Zât: Cenab-ı Allah’ın varlığının delili demâ: her zaman ebed: sonsuzluk (bk. e-b-d) ehl-i hidayet ve huzur: doğru ve hak yolda ve huzurda olanlar (bk. h-d-y; ḥ-ḍ-r) elem: acı, üzüntü enîs: canayakın, dost eşya: şeyler, varlıklar
fenâ: yokluk, ölümlülük (bk. f-n-y) gaflet: umursamazlık, duyarsızlık; âhirete, Allah’ın emir ve yasaklarına duyarsız davranma hâli (bk. ğ-f-l) hak: doğru, gerçek (bk. ḥ-ḳ-ḳ) hakikat-i dünya: dünyanın gerçeği (bk. ḥ-ḳ-ḳ) hakikî: gerçek (bk. ḥ-ḳ-ḳ) hodbin: bencil kemâl: mükemmellik, kusursuzluk (bk. k-m-l) kenz-i gınâ: zenginliğin hazinesi (bk. ğ-n-y) lem’a: parıltı mâlik: sahip (bk. m-l-k) Mâlik-i Mülk: bütün mülkün gerçek sahibi olan Allah (bk. m-l-k) memlûk: köle, kul (bk. m-l-k) mevt: ölüm (bk. m-v-t) miftah-ı kenz: hazinenin anahtarı
mir’ât-ı Hak: Hakkın aynası (bk. ḥ-ḳ-ḳ) mülk: sahip olunan ve hükmedilen yer (bk. m-l-k) müsebbih: tesbih eden (bk. s-b-ḥ) nefis: kişinin kendisi (bk. n-f-s) nefs-i amel: amelin kendisi (bk. n-f-s) nihayetsiz: sonsuz nur-u Hak: Cenab-ı Hakkın nuru (bk. n-v-r; ḥ-ḳ-ḳ) saadet: mutluluk safâ: gönül hoşnutluğu şems-i cemâl: güzelliğin güneşi (bk. c-m-l) vücut: varlık (bk. v-c-d) zâkir: zikreden zalâm: karanlıklar (bk. ẓ-l-m) zarf-ı ziya: ışığın kılıfı zerrat-ı mevcudat: varlıkların zerreleri (bk. v-c-d) zevâl: sona erme (bk. z-v-l)
KAYNAKLAR
Risale-i Nur Külliyatı, Sözler, On Yedinci Söz, İkinci Makam, Söz Basım Yayın Ltd. Şti., Mart 2012, İstanbul.
https://dersdunyasi.net/ olarak düzenlediiğimiz Cumartesi Derslerinde bu hafta “Batıp gidenleri sevmem” Hz. İbrahim (A.S.)- Yalnız Biri iste; Biri çağır; Biri talep et; Biri gör; Biri bil; Biri söyle; – konusu işlenmektedir. Üstad Bediüzzaman Said Nursi’nin Risale-i Nur Külliyatı’ından Sözler isimli eserinden On Yedinci Sözün İkinci Hakikati. KISA VİDEODA Abdullah Yeğin Ağabeyin seslendirmesiyle açıklanmadan kısa ve düz olarak okunmaktadır. Dersin açıklamalı bölümünü UZUN VİDEODAN izleyebilirsiniz.
“Batıp gidenleri sevmem” Hz. İbrahim (A.S.)- Yalnız Biri iste; Biri çağır; Biri talep et; Biri gör; Biri bil; Biri söyle; – Cumartesi Dersleri 17. 5.
KISA VİDEO
UZUN VİDEO
On Yedinci Sözün İkinci Makamı
“Batıp gidenleri sevmem” Hz. İbrahim (A.S.)-
Yalnız Biri iste; Biri çağır; Biri talep et; Biri gör; Biri bil; Biri söyle;
Onun için kalb gözü ağladı ve ağlayıcı katreleri döktü. Kalb gözü ağladığı gibi, döktüğü herbir damlası da o kadar hazindir; ağlattırıyor, güya kendisi de ağlıyor. O damlalar, gelecek Farisî fıkralardır.
Güzel değil batmakla kaybolan bir mahbup. Çünkü zevâle mahkûm, hakikî güzel olamaz. Aşk-ı ebedî için yaratılan ve âyine-i Samed olan kalb ile sevilmez ve sevilmemeli.
Bir matlup ki gurupta gaybûbet etmeye mahkûmdur; kalbin alâkasına, fikrin merakına değmiyor. Âmâle merci olamıyor. Arkasında gam ve kederle teessüf etmeye lâyık değildir. Nerede kaldı ki, kalb ona perestiş etsin ve ona bağlansın, kalsın!
aleyhisselâm: Allah’ın selâmı onun üzerine olsun (bk. s-l-m) âmâl: ameller, işler aşk-ı ebedî: sonsuzluk aşkı (bk. e-b-d) âyine-i Samed: hiçbir şeye muhtaç olmayan ve herşey Kendisine muhtaç olan Allah’ın eserlerini gösteren ayna (bk. ṣ-m-d) Farisî: Farsça fıkra: bölüm, kısım gaybûbet: kaybolma (bk. ğ-y-b) gurup: batış
hakikî: gerçek, doğru (bk. ḥ-ḳ-ḳ) hakîm-i İlâhî: aklıyla Allah’ı bulmaya çalışan hikmet sahibi zât (bk. ḥ-k-m; e-l-h) hazin: hüzünlü, üzüntü veren İbrahim (a.s.): (bk. bilgiler) kâinat: evren, yaratılmış herşey, bütün âlemler (bk. k-v-n) katre: damla kelâm: söz, ifade (bk. k-l-m) Kelâmullah: Allah’ın kelamı, Kur’ân (bk. k-l-m)
mahbup: sevgili (bk. ḥ-b-b) matlup: istek (bk. ṭ-l-b) merci: kaynak nây: ölüm haberini verme Nebiyy-i Peygamber: Peygamberin Peygamberi, Hz. İbrahim (bk. n-b-e) nevi: çeşit, tür perestiş: taparcasına sevme sudur: çıkma teessüf: üzülme tefsir: yorum, açıklama (bk. f-s-r) zevâl: sona erme (bk. z-v-l)
Bir maksut ki fenâda mahvoluyor; o maksudu istemem. Çünkü fâniyim. Fâni olanı istemem, neyleyeyim?
Bir mâbud ki zevâlde defnoluyor; onu çağırmam, ona iltica etmem. Çünkü nihayetsiz muhtacım ve âcizim. Âciz olan, benim pek büyük dertlerime devâ bulamaz, ebedî yaralarıma merhem süremez. Zevâlden kendini kurtaramayan nasıl mâbud olur?
Evet, zahire müptelâ olan akıl, şu keşmekeş kâinatta perestiş ettiği şeylerin zevâlini görmekle meyusâne feryad eder. Ve bâki bir mahbubu arayan ruh dahi,
Der-akap zevâlle acılanan mülâkatlar, keder ve meraka değmez; iştiyaka hiç lâyık değildir. Çünkü zevâl-i lezzet elem olduğu gibi, zevâl-i lezzetin tasavvuru dahi bir elemdir. Bütün mecazî âşıkların divanları, yani aşknameleri olan manzum kitapları, şu tasavvur-u zevâlden gelen elemden birer feryattır. Herbirinin bütün divan-ı eş’ârının ruhunu eğer sıksan, elemkârâne birer feryat damlar.
Dünyaperestlik esasatı olan ahlâk-ı seyyieden tecerrüd et, fâni ol. Daire-i mülkünde ve malındaki eşyayı Mahbub-u Hakikî yolunda feda et. Mevcudatın ademnümâ akıbetlerini gör. Çünkü şu dünyadan bekàya giden yol, fenâdan gidiyor.
Ey nâdan nefsim! Bil ki, çendan dünya ve mevcudat fânidir; fakat her fâni şeyde, bâkiye îsal eden iki yol bulabilirsin ve can ve canan olan Mahbub-u Lâyezâlin tecellî-i cemâlinden iki lem’ayı, iki sırrı görebilirsin. An şart ki, suret-i fâniyeden ve kendinden geçebilirsen…
Evet, nimet içinde in’âm görünür, Rahmân’ın iltifatı hissedilir. Nimetten in’âma geçsen, Mün’imi bulursun. Hem, her eser-i Samedânî, bir mektup gibi, bir Sâni-i Zülcelâlin esmâsını bildirir. Nakıştan mânâya geçsen, esmâ yoluyla Müsemmâyı
Dipnot-1
“Batıp gidenleri sevmem” En’âm Sûresi, 6:76.
ademnümâ: yokluğu gösteren ahlâk-ı seyyie: kötü ahlâk (bk. ḫ-l-ḳ) akıbet: netice, son bâki: sürekli, sonsuz (bk. b-ḳ-y) bekà: süreklilik, sonsuzluk (bk. b-ḳ-y) çendan: gerçi, her ne kadar daire-i mülk: sahip olunan şeylerin dairesi (bk. m-l-k) dünyaperestlik: dünyayı taparcasına sevmek enîn: inilti esasat: esaslar, prensipler esbab: sebepler (bk. s-b-b) eser-i Samedânî: Samed olan Allah’ın eseri (bk. ṣ-m-d) esmâ: isimler (bk. s-m-v) fâni: geçici, ölümlü (bk. f-n-y) fenâ: yokluk, yok oluş (bk. f-n-y) fikr-i insanî: insan fikri (bk. f-k-r) fîzar etmek: ağlayıp inlemek İbrahimvâri: Hz. İbrahim gibi in’am: nimetlendirme (bk. n-a-m)
îsal etmek: ulaştırmak kat-ı alâka etmek: ilgiyi kesmek lem’a: parıltı Mahbub-u Hakikî: gerçek sevgili, Allah (bk. ḥ-b-b; ḥ-ḳ-ḳ) Mahbub-u Lâyezâl: yok olmayan, sonsuz sevgili, Allah (bk. ḥ-b-b; z-v-l)Mahbub-u Sermedî: varlığı sürekli olan sevgili, Allah (bk. ḥ-b-b) mahbubat-ı mecaziye: gerçek sevgiye layık olmadıkları halde sevilenler (bk. ḥ-b-b; c-v-z) Mevcud-u Hakikî: gerçek varlık sahibi Allah (bk. v-c-d; ḥ-ḳ-ḳ) mevcudat: varlıklar (bk. v-c-d) mevcudat-ı zâile: yok olup giden, sona eren varlıklar (bk. v-c-d; z-v-l) meyusâne: ümitsizce Mün’im: gerçek nimet verici olan Allah (bk. n-a-m)Müsemmâ: güzel isimlerle isimlendirilen Allah (bk. s-m-v)
nâdan: cahil nefis: kişinin kendisi (bk. n-f-s) Rahmân: rahmeti sonsuz, yarattıklarını esirgeyip koruyan, şefkat eden ve rızıklandıran Allah (bk. r-ḥ-m) Sâni-i Zülcelâl: sonsuz haşmet ve yücelik sahibi ve herşeyi san’atlı bir şekilde yaratan Allah (bk. ṣ-n-a; ẕü; c-l-l) sır: gizli gerçek, gizem suret-i fâniye: geçici suret (bk. ṣ-v-r; f-n-y) tecellî-i cemâl: güzelliğin yansıması (bk. c-l-y; c-m-l) tecerrüd: soyutlanma, sıyrılma vücud-u hakikî: gerçek vücut (bk. v-c-d; ḥ-ḳ-ḳ) zelzele-i zevâl-i dünya: dünyayı yok eden sarsıntı (bk. z-v-l)
bulursun. Madem şu masnuat-ı fâniyenin mağzını, içini bulabilirsin; onu elde et, mânâsız kabuğunu, kışrını acımadan fenâ seyline atabilirsin.
Evet, masnuatta hiçbir eser yok ki, çok mânâlı bir lâfz-ı mücessem olmasın, Sâni-i Zülcelâlin çok esmâsını okutturmasın. Madem şu masnuat elfazdır, kelimat-ı kudrettir; mânâlarını oku, kalbine koy, mânâsız kalan elfâzı bilâpervâ zevâlin havasına at. Arkalarından alâkadarâne bakıp meşgul olma.
İşte, zahirperest ve sermayesi âfâkî malûmattan ibaret olan akl-ı dünyevî, böyle silsile-i efkârı hiçe ve ademe incirar ettiğinden, hayretinden ve haybetinden meyusâne feryad ediyor. Hakikate giden bir doğru yol arıyor. Madem uful edenlerden ve zevâl bulanlardan ruh elini çekti. Kalb dahi mecazî mahbuplardan vaz geçti. Vicdan dahi fânilerden yüzünü çevirdi. Sen dahi, biçare nefsim, İbrahimvâri
1. Yalnız Biri iste; başkaları istenmeye değmiyor.
2. Biri çağır; başkaları imdada gelmiyor.
3. Biri talep et; başkaları lâyık değiller.
Dipnot-1
“Batıp gidenleri sevmem.” En’âm Sûresi, 6:76.
Haşiye-1
Yalnız bu satır Mevlânâ Câmî’nin kelâmıdır.
adem: yokluk, hiçlik âfâkî: dış dünyaya ait akl-ı dünyevî: dünyaya ait akıl alâkadarane: ilgili bir şekilde biçare: çaresiz bilâpervâ: pervasız, korkusuz elfaz: lafızlar, sözler esmâ: isimler (bk. s-m-v) fâni: geçici, ölümlü (bk. f-n-y) fenâ: yokluk, yok oluş (bk. f-n-y) fıtrat: yaratılış (bk. f-ṭ-r) gıyâs: yardım nidâsı haşiye: dipnot, açıklayıcı not haybet: muhrumiyet, istediğini elde edememe, ümitsiz olma İbrahimvâri: Hz. İbrahim gibi incirar etme: çekip sona erdirme
kelâm: söz (bk. k-l-m) kelimat-ı kudret: Allah’ın kudret kelimeleri (bk. k-l-m; ḳ-d-r) kesret: çokluk (bk. k-s̱-r) kışr: kabuk, dış lâfz-ı mücessem: cisimleşmiş kelime mağz: öz, iç mahbup: sevgili (bk. ḥ-b-b) malûmat: bilgiler (bk. a-l-m) masnuat: sanat eseri varlıklar (bk. ṣ-n-a) masnuat-ı fâniye: gelip geçici olan sanat eseri varlıklar (bk. ṣ-n-a; f-n-y) mecazî: gerçek olmayan (bk. c-v-z) Mevlânâ Câmi: (bk. bilgiler) meyusâne: ümitsizce nefis: kişinin kendisi (bk. n-f-s)
Sâni-i Zülcelâl: sonsuz haşmet ve yücelik sahibi ve herşeyi san’atlı bir şekilde yaratan Allah (bk. ṣ-n-a; ẕü; c-l-l) sermest-i câm-ı aşk: Allah aşkıyla kendinden geçmek seyl: sel, akıntı silsile-i efkâr: fikirler zinciri, fikir halkaları (bk. f-k-r) uful etmek: batmak, kaybolmak vahdet: birlik (bk. v-ḥ-d) zahirperest: dış görünüşe ehemmiyet veren (bk. ẓ-h-r) zevâl: sona erme (bk. z-v-l)
4. Biri gör; başkaları her vakit görünmüyorlar, zevâl perdesinde saklanıyorlar.
5. Biri bil; marifetine yardım etmeyen başka bilmekler faidesizdir.
6. Biri söyle; Ona ait olmayan sözler mâlâyâni sayılabilir.
Çünkü bu âlem, bütün mevcudatıyla, muhtelif dilleriyle, ayrı ayrı nağamâtıyla, zikr-i İlâhînin halka-i kübrâsında beraber
لاَ اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ 1
der, vahdâniyete şehadet eder.
لاَ اُحِبُّ اْلاٰفِلِينَ 2
‘in açtığı yaraya merhem sürüyor ve alâkayı kestiği mecazî mahbuplara bedel bir Mahbub-u Lâyezâlîyi gösteriyor.
Dipnot-1
“Ondan başka hiçbir ilâh yoktur.” Haşir Sûresi, 59:22.
Dipnot-2
“Batıp gidenleri sevmem” En’âm Sûresi, 6:76.
Câmi: (bk. bilgiler – Mevlânâ Câmi) hakikî: gerçek, doğru (bk. ḥ-ḳ-ḳ) halka-i kübrâ: en büyük halka (bk. k-b-r) mâbud: kendisine ibadet edilen (bk. a-b-d) mahbub: sevgili (bk. ḥ-b-b) Mahbub-u Lâyezâlî: sürekli var olan, asla yok olmayan, sonsuz sevgili, Allah (bk. ḥ-b-b; lâ; z-v-l)
maksud: kastedilen, istek (bk. ḳ-ṣ-d) mâlâyâni: boş, lüzumsuz marifet: Allah’ı bilme ve tanıma (bk. a-r-f) matlup: istenilen (bk. ṭ-l-b) mecazî: gerçek olmayan (bk. c-v-z) mevcudat: varlıklar (bk. v-c-d)
Üstad Bediüzzaman Said Nursi’nin Risale-i Nur Külliyatı’ından; Sözler, Mektubat, Lem’alar, Şuâlar gibi kitaplarından alınarak her hafta Cumartesi günü Cumartesi Dersleri adı altında yapılan ve YouTube’da yüklenen dersler yer almaktadır.
Ayrıca; http://www.erisale.com/#home adresinde yer alan Risalelerin ekran kaydı yapılmakta ve sitemizde ilgili dersin bulunduğu sayfaya metinler ve sözlük konulmaktadır.
Dersler en son yapılan derslere göre sıralanmaktadır.
https://dersdunyasi.net/ olarak düzenlediğimiz Cumartesi Derslerinde bu hafta “Eyvah, aldandık! Şu hayat-ı dünyeviyeyi sabit zannettik – Kalbe Farisî olarak tahattur eden bir münacat” konusu işlenmektedir. Üstad Bediüzzaman Said Nursi’nin Risale-i Nur Külliyatı’ından Sözleri isimli eserinden On Yedinci Sözün İkinci Makamı.
Buradaki KISA videoda Abdullah Yeğin Ağabeyin seslendirmesi ile yorumsuz okunmaktadır. Dersin uzun ve açıklamalı bölümü UZUN videoda yer almaktadır.
Eyvah, aldandık! Şu hayat-ı dünyeviyeyi sabit zannettik – Kalbe Farisî olarak tahattur eden bir münacat – Cumartesi Dersleri 17. 4.
Yâ Rab! Tevekkülsüz, gafletle, iktidar ve ihtiyarıma dayanıp derdime derman aramak için cihât-ı sitte denilen altı cihette nazar gezdirdim. Maatteessüf derdime derman bulamadım. Mânen bana denildi ki: “Yetmez mi dert, derman sana.”
Evet, gafletle sağımdaki geçmiş zamandan teselli almak için baktım. Fakat gördüm ki, dünkü gün, pederimin kabri; ve geçmiş zaman, ecdadımın bir mezar-ı ekberi suretinde göründü. Teselli yerine vahşet verdi. Haşiye-1
Haşiye-1: İman, o vahşetli mezar-ı ekberi, ünsiyetli bir meclis-i münevver ve bir mecma-ı ahbap gösterir.
وَدَرْ چَپْ دِيدَمْ كِه: فَرْدَا قَبْرِ مَنْست
Sonra soldaki istikbale baktım, derman bulamadım. Belki yarınki gün, benim kabrim; ve istikbal ise, emsalimin ve nesl-i âtinin bir kabr-i ekberi suretinde görünüp, ünsiyet değil, belki vahşet verdi. Haşiye-2
Haşiye-2: İman ve huzur-u iman, o dehşetli kabr-i ekberi, sevimli saadet saraylarında bir davet-i Rahmâniye gösterir.
cihât-ı sitte: altı yöncihet: yöndavet-i Rahmâniye: Rahmânî davet (bk. r-ḥ-m)derc edilmek: yerleştirilmekecdad: atalar, dedeleremsal: benzerler (bk. m-s̱-l)evvelce: daha önceFarisî: Farsçagaflet: umursamazlık, âhiretten ve Allah’ın emir ve yasaklarından habersiz davranma (bk. ğ-f-l)haşiye: dipnot, açıklayıcı nothuzur-u iman: imanın verdiği huzur (bk. ḥ-ḍ-r; e-m-n)ihtiyar: irade, dileme, tercih (bk. ḫ-y-r)
istikbal: gelecek zamankabr-i ekber: en büyük kabir (bk. k-b-r)maatteessüf: üzülerek, ne yazık kimânen: mânevî olarak (bk. a-n-y)matbu olan: basılanmeclis-i münevver: nurlu meclis (bk. n-v-r)mecma-ı ahbap: dostların toplandığı yer (bk. c-m-a; ḥ-b-b)mezar-ı ekber: en büyük mezar (bk. k-b-r)münacat: dua, Allah’a yakarış (bk. n-c-v)nazar: bakış (bk. n-ẓ-r)nesl-i âti: gelecek nesil
Rab: herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri veren, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah (bk. r-b-b)saadet: mutluluksuret: şekil, biçim (bk. ṣ-v-r)tahattur: hatıra gelmetevekkül: Allah’a dayanma ve güvenme (bk. v-k-l)ünsiyet: dostluk, canayakınlıkvahşet: ürküntü, korku
Soldan dahi hayır görünmediği için, hazır güne baktım. Gördüm ki, şu gün, güya bir tabuttur. Hareket-i mezbuhânede olan cismimin cenazesini taşıyor. Haşiye-1
Haşiye-1: İman, o tabutu, bir ticaretgâh ve şaşaalı bir misafirhane gösterir.
بَرْ سَرِ عُمُرْ جَنَازَۂِ مَنْ اِيسْتَادَه اَسْت
İşbu cihetten dahi devâ bulamadım. Sonra başımı kaldırıp şecere-i ömrümün başına baktım. Gördüm ki, o ağacın tek meyvesi benim cenazemdir ki, o ağacın üstünde duruyor, bana bakıyor. Haşiye-2
Haşiye-2: İman, o ağacın meyvesini cenaze değil, belki ebedî hayata mazhar ve ebedî saadete namzet olan ruhumun eskimiş yuvasından yıldızlarda gezmek için çıktığını gösterir.
O cihetten dahi meyus olup başımı aşağıya eğdim. Baktım ki, aşağıda, ayak altında, kemiklerimin toprağı ile mebde-i hilkatimin toprağı birbirine karışmış gördüm. Derman değil, derdime dert kattı. Haşiye-3
Haşiye-3: İman, o toprağı, rahmet kapısı ve Cennet salonunun perdesi olduğunu gösterir.
Ondan dahi nazarı çevirip arkama baktım. Gördüm ki, esassız, fâni bir dünya, hiçlik derelerinde ve adem zulümatında yuvarlanıp gidiyor. Derdime merhem değil, belki vahşet ve dehşet zehrini ilâve etti. Haşiye-4
Haşiye-4: İman, o zulümatta yuvarlanan dünyayı, vazifesi bitmiş, mânâsını ifade etmiş, neticelerini kendine bedel vücutta bırakmış mektubât-ı Samedâniye ve sahâif-i nukuş-u Sübhâniye olduğunu gösterir.
Onda dahi hayır görmediğim için ön tarafıma, ileriye nazarımı gönderdim. Gördüm ki, kabir kapısı yolumun başında açık görünüp, onun arkasında ebede giden cadde, uzaktan uzağa nazara çarpıyor. Haşiye-5
Haşiye-5: İman, o kabir kapısını âlem-i nur kapısı ve o yol dahi saadet-i ebediye yolu olduğunu gösterdiğinden, dertlerime hem derman, hem merhem olur.
adem: yokluk, hiçlikâlem-i nur: nur âlemi (bk. a-l-m; n-v-r)cihet: yönebed: sonu olmayan, sonsuzluk (bk. e-b-d)ebedî: sonu olmayan, sonsuz (bk. e-b-d)fâni: gelip geçici (bk. f-n-y)hareket-i mezbuhâne: can çekişme halihaşiye: dipnot, açıklayıcı nothayır: iyilik (bk. ḫ-y-r)mazhar: nail olma, kazanma (bk. ẓ-h-r)
mebde-i hilkat: yaratılışın başlangıcı (bk. ḫ-l-ḳ)mektubat-ı Samedâniye: Samed olan Allah’a ait herbiri birer mektup gibi mânâlar ifade eden varlıklar (bk. k-t-b; ṣ-m-d)meyus: ümitsiznamzet: adaynazar: bakış, dikkat (bk. n-ẓ-r)rahmet: şefkat, merhamet (bk. r-ḥ-m)saadet: mutluluksaadet-i ebediye: sonsuz mutluluk (bk. e-b-d)
sahâif-i nukuş-u Sübhâniye: her türlü kusur ve noksandan uzak olan Allah’ın nakışlarını gösterdiği sayfalar (bk. n-ḳ-ş; s-b-ḥ)şaşaalı: gösterişli, göz alıcışecere-i ömür: ömür ağacıticaretgâh: ticaret yerivahşet: ürküntü, korkuvücut: varlık (bk. v-c-d)zulümat: karanlıklar (bk. ẓ-l-m)
İşte şu altı cihette ünsiyet ve teselli değil, belki dehşet ve vahşet aldığım onlara mukabil, benim elimde bir cüz-i ihtiyarîden başka hiçbir şey yoktur ki, ona dayanıp onunla mukabele edeyim. Haşiye-1
Haşiye-1: İman, o cüz-i lâyetecezzâ hükmündeki cüz-ü ihtiyarî yerine, gayr-ı mütenâhi bir kudrete istinad etmek için bir vesika verir. Ve belki iman bir vesikadır.
Halbuki o cüz-i ihtiyarî denilen silâh-ı insanî hem âciz, hem kısadır. Hem ayarı noksandır. İcad edemez. Kisbden başka hiçbir şey elinden gelmez. Haşiye-2
Haşiye-2: İman, o cüz-i ihtiyarîyi, Allah namına istimal ettirip, her şeye karşı kâfi getirir. Bir askerin cüzî kuvvetini devlet hesabına istimal ettiği vakit, binler kuvvetinden fazla işler görmesi gibi…
Ne geçmiş zamana hulûl edebilir, ne de gelecek zamana nüfuz edebilir. Mazi ve müstakbele ait emellerime ve elemlerime faidesi yoktur. Haşiye-3
Haşiye-3: İman, dizginini cism-i hayvanînin elinden alıp kalbe, ruha teslim ettiği için, maziye nüfuz ve müstakbele hulûl edebilir. Çünkü kalb ve ruhun daire-i hayatı geniştir.
İşte, şu bütün ihtiyaçlarımla ve zayıflığımla ve fakr ve aczimle beraber, altı cihetten gelen dehşetler ve vahşetlerle perişan bir halde iken, kalem-i kudretle sahife-i fıtratımda ebede uzanan arzular ve sermede yayılan emeller âşikâre bir surette yazılmıştır, mahiyetimde derc edilmiştir.
acz: âcizlik, güçsüzlük (bk. a-c-z)ân-ı seyyal: bir anda akıp giden zaman dilimiâşikâre: açıkçacihet: yöncism-i hayvanî: hayvanî cisim, beden (bk. ḥ-y-y)cüz-i ihtiyarî: insandaki az bir irade serbestliği (bk. c-z-e; ḫ-y-r)cüz-i lâyetecezzâ: bölünemeyen en küçük parça; atom (bk. c-z-e; lâ)cüzî: küçük, az (bk. c-z-e)daire-i hayat: hayat dairesi (bk. ḥ-y-y)derc edilmek: yerleştirilmek
mazi: geçmiş zamanmeydan-ı cevelân: hareket ve faaliyet meydanımukabele: karşılıkmukabil: karşılıkmüstakbel: gelecek zamannüfuz: geçme, işlemesahife-i fıtrat: yaratılış sayfası (bk. f-ṭ-r)sermed: süreklilik, devamlılıksilâh-ı insanî: insana ait silahünsiyet: dostluk, canayakınlıkvesika: belgezaman-ı hazır: şimdiki zaman
بَلْكِه هَرْچِه هَسْت، هَسْت
Belki dünyada ne varsa, nümuneleri fıtratımda vardır. Umum onlara karşı alâkadarım. Onlar için çalıştırıyorum, çalışıyorum.
Hattâ, hayal nereye gitse, ihtiyaç dairesi dahi oraya gider; orada da hâcet vardır. Belki, her ne ki elde yok, ihtiyaçta vardır. Elde olmayan ihtiyaçta vardır; elde bulunmayan ise hadsizdir.
İşte, şu cihan kadar ve milyarlar ile ancak istihsal edilen hâcet nerede? Ve bu beş paralık cüz-ü ihtiyarî nerede? Bununla onların mübayaasına gidilmez, bununla onlar kazanılmaz. Öyle ise başka bir çare aramak gerektir.
O çare ise şudur ki: O cüz-i ihtiyarîden dahi vaz geçip, irade-i İlâhiyeye işini bırakıp, kendi havl ve kuvvetinden teberri edip, Cenâb-ı Hakkın havl ve kuvvetine iltica ederek hakikat-i tevekküle yapışmaktır. Yâ Rab! Madem çare-i necat budur; Senin yolunda o cüz-i ihtiyarîden vaz geçiyorum ve enaniyetimden teberri ediyorum.
çare-i necat: kurtuluş çaresi (bk. n-c-v)cihan: dünyacüz-i ihtiyarî: insandaki az bir irade serbestliği (bk. c-z-e; ḫ-y-r)cüz-i lâyetecezzâ: parçalanmayan parça; zerre, atom (bk. c-z-e; lâ)cüz’î: az, küçük (bk. c-z-e)daire-i iktidar: iktidar dairesi (bk. ḳ-d-r)
mübayaa: satın almanazar: bakış (bk. n-ẓ-r)Rab: herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri veren, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah (bk. r-b-b)teberri: uzaklaşma
Ta, Senin inâyetin, acz ve zaafıma merhameten elimi tutsun. Hem, ta Senin rahmetin, fakr ve ihtiyacıma şefkat edip bana istinadgâh olabilsin, kendi kapısını bana açsın.
Evet, her kim ki rahmetin nihayetsiz denizini bulsa, elbette bir katre serap hükmünde olan cüz-i ihtiyarına itimat etmez, rahmeti bırakıp ona müracaat etmez.
Eyvah, aldandık! Şu hayat-ı dünyeviyeyi sabit zannettik. O zan sebebiyle bütün bütün zayi ettik. Evet, şu güzerân-ı hayat bir uykudur; bir rüya gibi geçti. Şu temelsiz ömür dahi bir rüzgâr gibi uçar, gider.
Kendine güvenen ve ebedî zanneden mağrur insan zevâle mahkûmdur, sür’atle gidiyor. Hane-i insan olan dünya ise, zulümat-ı ademe sukut eder. Emeller bekàsız, elemler ruhta bâki kalır.
Madem hakikat böyledir. Gel, ey hayata çok müştak ve ömre çok talip ve dünyaya çok âşık ve hadsiz emellerle ve elemlerle müptelâ bedbaht nefsim! Uyan, aklını başına al! Nasıl ki yıldızböceği kendi ışıkçığına itimat eder, gecenin hadsiz zulümatında kalır. Balarısı kendine güvenmediği için gündüzün güneşini bulur; bütün dostları olan çiçekleri, güneşin ziyasıyla yaldızlanmış müşahede eder.
acz: âcizlik, güçsüzlük (bk. a-c-z)bâki: sonsuz, devamlı (bk. b-ḳ-y)bedbaht: talihsizbekàsız: devamsız, geçici (bk. b-ḳ-y)cüz-i ihtiyarî: insandaki az bir irade serbestliği (bk. c-z-e; ḫ-y-r)ebedî: sonsuz (bk. e-b-d)elem: acı, üzüntü, kederemel: arzu, istekgüzerân-ı hayat: hayatın geçmesi (bk. ḥ-y-y)
hadsiz: sınırsızhakikat: gerçek, doğru (bk. ḥ-ḳ-ḳ)hane-i insan: insanın evihayat-ı dünyeviye: dünya hayatı (bk. ḥ-y-y)inayet: yardım, bağış (bk. a-n-y)istinadgâh: dayanak (bk. s-n-d)itimat: güvenmekatre: damlamağrur: gururlumüptelâ: bağımlı, tutulmuşmüşahede etmek: görmek (bk. ş-h-d)müştak: düşkün, aşık
Öyle de, kendine, vücuduna ve enaniyetine dayansan, yıldızböceği gibi olursun. Eğer sen fâni vücudunu, o vücudu sana veren Hâlıkın yolunda feda etsen, balarısı gibi olursun, hadsiz bir nur-u vücut bulursun. Hem feda et. Çünkü şu vücut sende vedia ve emanettir.
Hem Onun mülküdür, hem O vermiştir. Öyle ise, minnet etmeyerek ve çekinmeyerek fena et, feda et, ta bekà bulsun. Çünkü nefy-i nefy ispattır. Yani, yok yok ise, o vardır. Yok, yok olsa, var olur.
Hâlık-ı Kerîm, kendi mülkünü senden satın alıyor; Cennet gibi büyük bir fiyatı verir. Hem o mülkü senin için güzelce muhafaza ediyor, kıymetini yükselttiriyor. Yine sana hem bâki, hem mükemmel bir surette verecektir. Öyle ise, ey nefsim, hiç durma. Birbiri içinde beş kârlı bu ticareti yap. Ta beş hasâretten kurtulup, beş ribhi birden kazanasın.1
Dipnot-1
Buradaki beş kâr ve beş hasâret için Altıncı Söze bakınız.
bâki: sürekli, devamlı (bk. b-ḳ-y)bekà: devamlılık, süreklilik (bk. b-ḳ-y)enaniyet: benlikfâni: ölümlü, geçici (bk. f-n-y)hadsiz: sınırsızHâlık: herşeyi yaratan Allah (bk. ḫ-l-ḳ)
Hâlık-ı Kerîm: ikramı bol ve her şeyi yaratan Allah (bk. ḫ-l-ḳ; k-r-m)hasâret: zararmülk: sahip olunan ve hükmedilen şey (bk. m-l-k)nefis: kişinin kendisi (bk. n-f-s)
Üstad Bediüzzaman Said Nursi’nin Risale-i Nur Külliyatı’ından; Sözler, Mektubat, Lem’alar, Şuâlar gibi kitaplarından alınarak her hafta Cumartesi günü Cumartesi Dersleri adı altında yapılan ve YouTube’da yüklenen dersler yer almaktadır.
Ayrıca; http://www.erisale.com/#home adresinde yer alan Risalelerin ekran kaydı yapılmakta ve sitemizde ilgili dersin bulunduğu sayfaya metinler ve sözlük konulmaktadır.
Dersler en son yapılan derslere göre sıralanmaktadır.
Bu sayfada HKP – Halkın Kurtuluş Partisi Eğitim Programı yer almaktadır. Kaynak olarak partinin kendi internet sitesi kullanılmıştır.
HKP – Halkın Kurtuluş Partisi Eğitim Programı
HKP – Halkın Kurtuluş Partisi Eğitim Programı
HÜRRİYETİN BEŞİĞİ: Kültür Bağımsızlığı
(Halkın Kültürü)
14- Hak arayan adliye gibi, GERÇEĞİ arayan ve gerçeği arayan İNSANI YARATAN öğretim, eğitim ve bilim kurumlarımız da, ülkemizde gerçekten KEŞİF ve İCAT ruhunu beslemek için tam bağımsızlığa kavuşacak. Bütün eğitmen, öğretmen ve profesörler; kendi KÜLTÜR SENDİKALARI’nda kişiliklerini ve menfaatlerini (çıkarlarını) koruyacaklar.
Hükümet, bir öğretim kanunu ile, öğretim kollarını, öğretmen niteliklerini, okul masraflarını belirtmekle kalacak ve özel müfettişleriyle yalnız o kanunun uygulanmasını kontrol edecek. Başka şekilde, öğreticilerin hayat, istikbal (gelecek: sosyal güvenlik) ve faaliyetlerine karışmayacak.
15- ÖĞRETİM SİSTEMİ: Özellikle kol işiyle kafa işi arasındaki uçurumu doldurma hedefini güdecek.
İLKÖĞRETİM: Çevre üretimlerinin tarla ya da fabrika vb. sistemine göre,
TEKNİK ve ORTAÖĞRENİM: Memleket sanayi plânında ayrılmış o yerin pratik ekonomik ihtiyaçlarına göre programlanacak.
YÜKSEK ÖĞRENİM: yabancı yayınları aşırmalarla rızıklanan kürsü ötülgenliği yerine, memleketimizin yerüstü, yeraltı, insan, hayvan bütün varlıklarını inceleyerek, Ekonomi ve üretim şartlarımızı geliştirmeye fiilen yarar ORİJİNAL emeği geçirecek; lâboratuarını tarlalarımıza ve atölyelerimize bağlayarak BİLİM YAPMA görevini endüstriyel kalkınma hamlemizle taçlandıracak.
16- Eğitim DEMOKRATLAŞTIRILACAK. Ezberciliğe değil, güçlükler karşısında çözüm yolları bulma, yani bellek yerine zekâyı işletme prensibi, öğretim ve eğitimin baş prensibi olacak. Ölçü alınarak, kişiye özel, el yapımı ayakkabı üretir gibi, her öğrencinin kişiliğini ezmeyen eğitim güdülecek.
“Fazla diplomalı bize gerekmez” kaygısı ile, SINAV’lar öğrenci “turnikesi”, ya da salhanesi (mezbahası, kesimevi) haline sokulmayacak. Dönen (başarısız) öğrenci oranı; öğretmenin, öğretim sisteminin ve öğretim araçlarının nitelikleriyle kıyaslanacak ve başarının yükseltilmesi için, saptanan eksiklikler ya da yanlışlıklar hızla giderilecek.
Öğretimin her kademesine her yaş ve cinsiyetten herkes sınav vermek şartı ile girip belge alabilecek.
Her yerde HALK ÜNİVERSİTELERİ kurulacak.
17- Öğretim ve Eğitim, biçimi ve içeriğiyle LAİKLEŞTİRİLECEK.
18- Anadilde eğitim serbest olacak. Devlet ve diğer kamu yönetimleri bu konuda üzerlerine düşen yükümlülükleri eksiksiz yerine getirecek.
19- Yabancı dilde eğitim yasaklanacak.
20- Eğitim bütünüyle bir kamu görevi olacak. Eğitimden para kazanma yasaklanacak. Herkese eşit, parasız eğitim imkânı sunulacak.
Bu sayfada Genç Parti Eğitim Programı yer almaktadır. Kaynak olarak partinin internet sayfası kullanılmıştır.
Genç Parti Eğitim Programı
Genç Parti Eğitim Programı
2- Eğitim ve Öğretim
Kişi ve ülkelerin sosyal ve ekonomik düzeyleri aldıkları eğitim, kültür ile doğrudan alakalıdır. Eğitim ve öğretimde fırsat eşitliğinin sağlanması ve ülkemizi çağdaş medeniyetler seviyesine çıkartacak bireylerin yetiştirilmesi başlıca görevidir. Kısa vadede orta eğitim seviyesinde teknik eğitim ve mesleki okulların sayısının artırılması, geliştirilmesi, bireylerin meslek sahibi yapılıp, sanayinin ara eleman ihtiyacının karşılanması zorunludur. Bireyler, ilköğretimden başlayarak yeteneklerine göre topluma faydalı olabilecekleri alanlara yönlendirilmeli, mesleki eğitim imkân ve alanları genişletilmelidir. Devlet, koyacağı kurallar içerisinde fertlerin ve özel kuruluşların eğitim, öğretim hizmetleri vermelerine imkân sağlamalı, bu kuruluşlara vergi teşvikleri uygulamalıdır. Herkes, yeteneği ve ilgisi doğrultusunda yükseköğrenim görme imkânına sahip olmalıdır. Bu talebinin karşılanması için alınacak tedbirler devletin asli görevidir. Yükseköğrenim veren özerk yapıya sahip üniversite ve eğitim kurumlarının kaliteden ödün vermeksizin sayısı artırılmalı ve orta vadede pek çok gencimizin istediği üniversite eğitimini almasını engelleyen adaletsiz yükseköğrenim sınav sistemi tamamen kaldırılmalıdır. Eğitim ve öğretim kurumlarının tamamı teknolojinin her türlü gelişmesine ayak uyduracak ve bilgi çağının gereklerine uygun bir şekilde donatılmalı, bu imkân ülkemizin tüm bölgelerine eşit olarak yayılmalı, eğitim ve öğretim faaliyetinin temeli olan öğretmenlerimizin özlük imkânları yeterli seviyeye çıkartılmalıdır.
https://dersdunyasi.net/ olarak düzenlediğimiz Cumartesi Derslerinde bu hafta “Muhatabım Ziya Paşa değil, Avrupa meftunlarıdır – Siyah Dutun Bir Meyvesi” ele alınmaktadır. Üstad Bediüzzaman Said Nursi’nin Risale-i Nur Külliyatı’ndan Sözler isimli eserinden On Yedinci Sözün İkinci Basamağı Siyah Dutun Bir Meyvesi.
Muhatabım Ziya Paşa değil, Avrupa meftunlarıdır – Siyah Dutun Bir Meyvesi – Cumartesi Dersleri 17. 3.
KISA VİDEO
Muhatabım Ziya Paşa değil, Avrupa meftunlarıdır – Siyah Dutun Bir Meyvesi – Cumartesi Dersleri 17. 3.
UZUN VİDEO
Muhatabım Ziya Paşa değil, Avrupa meftunlarıdır – Siyah Dutun Bir Meyvesi – Cumartesi Dersleri 17. 3.
On Yedinci Sözün İkinci Makamı
Siyah Dutun Bir Meyvesi
O mübarek dut başında Eski Said, Yeni Said lisanıyla söylemiştir.
Muhatabım Ziya Paşa değil, Avrupa meftunlarıdır. Mütekellim nefsim değil, tilmiz-i Kur’ân namına kalbimdir.
Geçen Sözler hakikattir, sakın şaşma, hududundan hazer aşma. Ecânip fikrine sapma, dalâlettir kulak asma, eder elbet seni nâdim.
Görürsün en ziyâdârın, zekâvette alemdârın, O hayretten der daim: “Eyvah, kimden kime şekvâ edeyim, ben dahi şaştım!”
Kur’ân dedirtir, ben de derim, hiç de çekinmem. Ondan Ona şekvâ ederim, sen gibi şaşmam.
Haktan Hakka feryad ederim, sen gibi aşmam. Yerden göğe dâvâ ederim, sen gibi kaçmam.
Ki, Kur’ân’da hep dâvâ nurdan nuradır, sen gibi caymam. Kur’ân’dadır hak hikmet, ispat ederim, muhalif felsefeyi beş para saymam.
Furkandadır elmas hakikat, dercan ederim, sen gibi satmam. Halktan Hakka seyran ederim, sen gibi sapmam.
Dikenli yolda tayran ederim, sen gibi basmam. Ferşten Arşa şükran ederim, sen gibi asmam.
Mevte, ecele dost bakarım, sen gibi korkmam. Kabre gülerekten girerim, sen gibi ürkmem.
Ejder ağzı, vahşet yatağı, hiçlik boğazı—sen gibi görmem. Ahbaba kavuşturur beni, kabirden darılmam, sen gibi kızmam.
Rahmet kapısı, nur kapısı, Hak kapısı, ondan sıkılmam, geri çekilmem. Bismillâh diyerek çalıyorum, HAŞİYE-1 arkama bakmam, dehşet de almam.
Elhamdülillâh diyerek rahat bulup yatacağım, zahmeti çekmem, vahşette kalmam. Allahu ekber diyerek ezan-ı Haşri işitip kalkacağım, HAŞİYE-2 Mahşer-i Ekberden çekinmem, Mescid-i Âzamdan çekilmem.
Lütf-u Yezdan, nur-u Kur’ân, feyz-i iman sayesinde hiç üzülmem. Durmayıp koşacağım, Arş-ı Rahmân zılline uçacağım, sen gibi şaşmam inşaallah.
ahbap: sevilenler, dostlar (bk. ḥ-b-b) alemdâr: bayraktar, önde giden Allahu ekber: Allah en büyüktür (bk. k-b-r) Arş: Cenab-ı Allah’ın sınırsız egemenliğinin ve yüceliğinin tecellî ettiği yer (bk. a-r-ş) Arş-ı Rahmân: bütün yaratılmışları şefkat ve merhametle besleyip büyüten Rahmân isminin tasarruf dairesi, makamı (bk. a-r-ş; r-ḥ-m) Avrupa: (bk. bilgiler) dalâlet: hak yoldan sapkınlık, inançsızlık (bk. ḍ-l-l) Bismillâh: Allah’ın adıyla (bk. s-m-v) dercan etmek: hayatını ona vermek, canını ortaya koymak ecânip: yabancılar, Avrupalılar Elhamdülillah: “her türlü övgü ve şükür Allah’a aittir” (bk. ḥ-m-d) Eski Said: (bk. bilgiler)
ezan-ı Haşir: Haşir ezanı, İsrafil’in sura üflemesi (bk. ḥ-ş-r) fecr-i Haşir: Haşir sabahı; öldükten sonra âhirette tekrar diriltilip Allah’ın huzurunda toplanma sabahı (bk. ḥ-ş-r) ferş: yer feyz-i iman: imanın bereketi (bk. f-y-ḍ; e-m-n) Furkan: doğru ile yanlışı birbirinden ayıran Kur’ân (bk. f-r-ḳ) Hak: varlığı hak olan ve her hakkın sahibi olan yüce Allah (bk. ḥ-ḳ-ḳ) hakikat: gerçek, doğru (bk. ḥ-ḳ-ḳ) haşiye: dipnot, açıklayıcı not hazer: sakın hikmet: herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde olması (bk. ḥ-k-m) inşaallah: Allah’ın izniyle İsrafil: (bk. bilgiler) lisan: dil lütf-u Yezdan: Cenab-ı Allah’ın lütfu, ihsanı (bk. l-ṭ-f)
Mahşer-i Ekber: en büyük toplanma yeri; haşir meydanı (bk. ḥ-ş-r; k-b-r) Mecma-ı Ekber: en büyük toplanma yeri (bk. c-m-a; k-b-r) meftun: tutkun, düşkün Mescid-i Âzam: en büyük mescid (bk. a-z-m) mevt: ölüm (bk. m-v-t) mübarek: bereketli, hayırlı (bk. b-r-k) mütekellim: konuşan (bk. k-l-m) nâdim: pişmannam: ad nefis: kişinin kendisi (bk. n-f-s) nur: ışık, aydınlık (bk. n-v-r) nur-u Kur’ân: Kur’ân’ın nuru (bk. n-v-r) rahmet: şefkat, merhamet (bk. r-ḥ-m) Salât-ı Kübrâ: en büyük namaz (bk. ṣ-l-v; k-b-r) şekvâ: şikayet tayran etmek: uçmak tilmiz-i Kur’ân: Kur’ân’ın talebesi Yeni Said: (bk. bilgiler) zekâvet: zekilik zıll: gölge Ziya Paşa: (bk. bilgiler) ziyâdâr: ışıklı, nurlu
KAYNAKLAR
Risale-i Nur Külliyatı, Sözler, On Yedinci Söz, İkinci Makam, Söz Basım Yayın Ltd. Şti., Mart 2012, İstanbul.
Siyah Dutun Bir Meyvesi[O mübarek dut başında Eski Said, Yeni Said lisanıyla söylemiştir.]
Muhatabım Ziya Paşa değil, Avrupa meftunlarıdır.
Mütekellim (konuşan) nefsim değil, tilmiz–i Kur’ân nâmına kalbimdir.
Geçen sözler hakikattır; sakın şaşma, hududundan hazer aşma,
Ecanib (ecnebi) fikrine sapma, dalâlettir kulak asma, eder elbet seni nâdim (pişman.)
(17. Sözün İkinci Makamı) Avrupa ikiye ayrılır; Osmanlı aydınları da öyle
Namık Kemâl, Şinasi, Agâh Efendi ve Prens Sabahaddin gibi Ziya Paşa da Jön Türkler’in mutedil kısmına dahildir.
“Ahrâr–ı Osmaniye”yi teşkil ettikleri 1865 senesinden sonra ara ara şiddetlenen istibdadın baskısına dayanamayarak Avrupa’ya kaçmak mecburiyetinde kalan bu zâtlar, diğer bazı Jön Türkler gibi “Avrupa meftunu” olup kendi öz değerlerinden kopmadılar.
Üstad Bediüzzaman Said Nursi’nin Risale-i Nur Külliyatı’ından; Sözler, Mektubat, Lem’alar, Şuâlar gibi kitaplarından alınarak her hafta Cumartesi günü Cumartesi Dersleri adı altında yapılan ve YouTube’da yüklenen dersler yer almaktadır.
Ayrıca; http://www.erisale.com/#home adresinde yer alan Risalelerin ekran kaydı yapılmakta ve sitemizde ilgili dersin bulunduğu sayfaya metinler ve sözlük konulmaktadır.
Dersler en son yapılan derslere göre sıralanmaktadır.
Bu sayfada EMEP – Emek Partisi Eğitim Programı yer almaktadır. Kaynak olarak partinin kendi internet sitesi kullanılmıştır.
EMEP – Emek Partisi Eğitim Programı
EMEP – Emek Partisi Eğitim Programı
…
6. Ülkenin çok uluslu bir ülke olduğu resmen ilan edilerek tüm ulusal baskı ve ayrıcalıkların kaldırılması. Bütün uluslar ve ulusal topluluklarla diller arasında tam hak eşitliği. Başta Kürt ulusu olmak üzere bütün uluslara ayrı devlet kurma hakkı dahil kendi kaderini tayin hakkı. Zorunlu tek devlet dili uygulamasının kaldırılması. Bütün uluslara ve ulusal topluluklara kamu hizmetlerinden anadilinde yararlanma hakkı.
7. Gerçek bir laiklik için dinin devletten ayrılması. Dinin kişiye özel bir alan olduğunun ilanı. Eğitim alanındakiler dahil devletin tüm dinsel kurumlarının feshi, dini kurumlar ve cemaatlerin devlet tarafından finansmanına son verilerek dinsel alanın bütünüyle inananlara terk edilmesi. Dinin siyasallaşmasının önlenmesi. Din ve eğitimin bütünüyle ayrılması; zorunlu din eğitiminin kaldırılması, müfredatın dini içeriğinden ayıklanması. Devletin bütün din, mezhep ve inanç toplulukları karşısında yansızlığına dayanan, inanma ve inanmama hakkını kapsayan gerçek bir inanç özgürlüğü.
…
10. Okul öncesi ve üniversite dahil bütün eğitimin kamu hizmeti olarak yeniden örgütlenmesi. Her düzeydeki özel eğitim kurumlarının kamuya devri. İlköğretimden üniversiteye tüm okul giriş sınavlarının kaldırılması. Eğitimin her kademede parasız, bilimsel ve laik olması. Ülkedeki ulusal farklılıkları dikkate alan, bilim ve sanatı yeni kuşakların eğitiminin ve gelişmesinin temeli sayan, ırkçı, dinci ve cinsiyetçi olmayan temel bir müfredat. Eğitim kurumlarına ve olanaklara erişimde eşitlik.
a. Yeterli sayıda parasız kreş ve anaokulu. Kız ve erkek her çocuk için 12 yıllık zorunlu temel eğitim. Bütün çocukların beslenme, ders araç-gereç ve ulaşım giderlerinin devlet tarafından karşılanması. İsteyen her çocuğa, eğilim gösterdiği her ortaöğrenim kurumuna girebilme hakkı.
b. Başta gençler olmak üzere, herkese yüksek öğrenim ve üniversite eğitimi olanağı. YÖK benzeri kurum ve yasaların iptali. Özerk, bilimsel ve demokratik bir üniversite. Üniversite ve yüksek okulların, bileşenlerinin seçtikleri kurullar tarafından yönetilmesi. Öğrenci örgütlerinin, sağlanan ödenekleriyle birlikte yönetimlerden ayrı örgütlenmesi. İhtiyacı olan her üniversiteliye burs, parasız barınma, ulaşım ve yeterli beslenme.
Bu sayfada DSP – Demokratik Sol Parti Eğitim Programı yer almaktadır. Kaynak olarak partinin kendi internet sitesi kullanılmıştır.
DSP – Demokratik Sol Parti Eğitim Programı
DSP – Demokratik Sol Parti Eğitim Programı
BÖLÜM 5 İNSAN VE TOPLUM
EĞİTİM KÜLTÜR SPOR VE SANAT
Eğitim, kültür, sanat ve spor alanlarında, DEMOKRATİK SOL’un özgürlükçü, eşitlikçi ve demokratik kurullarına göre düzenlemeler yapılacaktır:
Eğitim kurumlarında tek yanlı öğretimden çok, öğrenciyle öğretmen arasında diyaloga, iletişime ve etkileşime ağırlık verilecektir.
Eğitimin her dalında çağdaş eğitim yöntemleri uygulanacak ve bu yöntemlerin geliştirilmesine öğretmen ve öğrencilerin ortak katkıları özendirilecektir.
Eğitimde kişiliğin, özgür düşünceliliğin, demokratik davranışın ve katılımın, araştırmacılığın, yaratıcılığın, yapıcılığın ve üretkenliğin, çocukluktan başlayarak gelişmesi özendirilecektir.
Üniversite özerkliğine gerçeklik kazandırılırken, öğretim üyelerinin ve öğrencilerin, yönetime ve program düzenlemelerine demokratik ve yapıcı katılımları sağlanacaktır.
Eğitim her yaşta herkese açık, sürekli ve parasız olacaktır.
Gençlerin, yetişecekleri alanları seçme özgürlüğü genişletilecektir.
Gençlerin gelecekleri, eğitim kurumlarının giriş kapılarındaki sınavlardan çok, eğitim sürecinde ortaya çıkacak eğilim ve yeteneklere göre belirlenecektir.
Gerek üniversitelerde, gerek orta eğitim kurumlarında geniş ders geçme serbestliği tanınacaktır.
Askeri okullar dışında tüm orta eğitim kurumları tek çatı altında toplanacaktır.Böylece ders seçme olanakları arttırılacağı gibi, öğretim üyelerinin, yapıların ve ders araç ve gereçlerinin ortak değerlendirilmesi yoluyla, orta eğitim kurumları arasındaki denksizlik de giderilebilecektir.Yine bu yoldan, eğitimde birlik kendiliğinden güvence altına alınacak; değişik dallarda yetişen gençlerin birbirini daha iyi tanıyıp anlamaları sağlanacak; ve toplumsal dayanışmanın temelleri okullarda atılmaya başlamış olacaktır.
Çağdaş eğitim ve iletişim teknolojilerinden yararlanılarak, kitaplıklar ve kitap ödünç verme sistemi yurdun her köşesine eriştirilerek, eğitici video ve teyp arşivleri oluşturularak, her düzeyde eğitim, tüm yurttaşların yararına sunulacaktır.Çağdaş eğitim teknolojisinden yararlanılarak yapılan uzaktan eğitim yüz yüze eğitimle desteklenecektir. Bu amaçla değişik yörelerde süreli kurslar düzenlenecektir ve gezici eğitim ekipleri kurulacaktır.Köykentlerin kurulmasıyla birlikte, tüm eğitim olanaklarından, köylüler de, kentlerde yaşayanlar kadar yararlanabilecektir.Toplum kalkınmasına gençliğin katkısı, yaparak ve yaşayarak eğitimde ve öğrenim çağındaki gençlerin toplumsal ilişkilerinde önemli bir öğe olarak değerlendirilecektir.Eğitim, gelişmenin gerektirdiği insan gücü gereksinmesini karşılayacak biçimde planlanacaktır.Ekonomik yapıda değişimlere ve teknolojik yeniliklere herkesin uyum sağlanmasını ve meslek veya sanat edinimini kolaylaştırıcı, her yaş grubuna yönelik eğitim programlarıyla, işsizliğin önlenmesine eğitimin katkısı artırılacaktır.Çocuk yuvalan yaygınlaştırılarak okul öncesi eğitim kurumlarına dönüştürülecektir.Emeklilere ve genel olarak yaşlılara, boş zamanların üretici ve yaratıcı çalışmalarla değerlendirmeyi özendirici eğitim programları sunulacaktır.
Özürlülerin eğitimine ve eğitim yoluyla kişilik ve yeteneklerini geliştirmelerine, meslek veya sanat edinmelerine özen gösterecektir. Özürlülerin, kültür, sanat, ve spor çalışmalarına katılabilmeleri sağlanacaktır.Körler için zengin bir kabartma yazılı kitaplık ve teyp arşiv oluşturulacaktır.Yönetim için gerekli bilgiler halka en geniş ölçüde ulaştırılarak, bu bilgiler, ayrıcalıklı çevrelerin tekelinde bir egemenlik aracı olmaktan çıkarılacaktır.Başta sendikalar ve kooperatifler olmak üzere, çalışan halk kesimlerinin toplumsal örgütleri, halkın kültür düzeyini yükseltmek ve demokrasi bilincini geliştirmek için, halka örgütlenme, yönetim kooperatifçilik ve işletmecilik bilgisi ve eğitimi vermek için, meslek ve sanat edinimine katkıda bulunmak için, gençlere, yetişkinlere, işsizlere ve özürlülere yönelik eğitim ve kültür çalışmalarına özendirilecektir.Bu amaçla, eğitim ve kültür merkezleri, halka açık toplantı salonları kurmaları desteklenecektir.Yeni yetişen kuşakları ve genel olarak toplumu çağdışı veya demokrasiye ters düşen kültür koşullandırmaları altına sokma girişimlerini etkisiz bırakmaya özen gösterilecektir.Kültür alanında özerk kurumlaşma olanakları genişletilecektir.O arada, Atatürk’ün kişisel vasiyetinin ve mirasının gereği, hukuk devleti kurallarına uygun olarak yerine getirilecektir.Çeviri çalışmaları devlet katkısıyla genişletilerek, Türk toplumunun, bilim, yazın ve sanat alanlarında dünyadaki gelişmeleri yakından izleyebilmesi sağlanacaktır.Kültür, sanat ve spor çalışmaları yurdun ve kentlerin her yöre sinde ve toplumun her kesiminde yaygınlaştırılacaktır.Köykentlerle birlikte, bu çalışmalar geniş ölçüde köylülere de sunulabilecektir.Bu çalışmalarla ilgili kuruluşların, yapıların, alanların, araç ve gereçlerin ortak kullanımı ve herkese açık olması sağlanacaktır. Dinlence aylarında okul yapılarından halka açık eğitim ve kültür çalışmaları için yararlanılacaktır.Televizyon programlarının, kültürde, sanatta ve sporda halkı seyirci durumunda bırakmaması, etkin katılıma ve yaratıcılığa da yöneltip özendirmesi gözetilecektir.Kitle iletişim araçlarından, halk sanatlarını canlandırıp geliştirici yönde yararlanılacak; ve halk sanatlarına halkın yaygın ve et kin katılımı özendirilecektir.Köylülerin tüm sanat çalışmalarına etkin katılım olanakları sağlanacaktır.Tiyatro önemli bir eğitim ve kültür aracı olarak bütün ülkeye, o arada köykentlerle birlikte köylere yaygınlaştırılacaktır ve halk katılımı bu alanda desteklenecektir.Çok sesli musikiye yönelim özendirilirken, özgün Türk musikisi de yozlaştırıcı etkilerden korunacaktır.Görsel sanatların kentleşmede ve günlük yaşamda işlevsel yer kazanması desteklenecektir.Belirli bir düzeye erişen Türk sinemacılığının özgürlük içinde gelişmesine ve dünyaya açılmasına yardımcı olunacaktır.Başta kitap olmak üzere, kültür, sanat ve spor araçları devlet desteğiyle ucuzlatılacaktır.
Yurdun her köşesinde ve toplumun her kesiminde spor çalışmalarına etkin halk katılımı sağlanmadıkça, spordan, insan kişiliği ve sağlığı için ve toplumsal ilişkiler için beklenen yarar elde edilemeyeceği gibi, profesyonel sporun kaynağı da kısır kalacağına göre, amatör spora öncelik tanınacaktır.
Profesyonel spordan sağlanan gelirin önemli bir bölümü amatör spor kulüplerine ve kitle sporuna ayrılacaktır.
Spor kulüpleriyle üst kuruluşlarının yönetimleri demokratik seçim yoluyla oluşturulacaktır.Demokratik davranış ve dayanışma spor yoluyla da geliştirilecektir.
Kültür, sanat ve spor alanlarında çalışanlar için yeterli bir soysal güvenlik düzeni kurulacaktır.
Bu sayfada Büyük Türkiye Partisi Eğitim Programı yer almaktadır. Kaynak olarak partinin kendi internet sitesi kullanılmıştır.
Büyük Türkiye Partisi Eğitim Programı
Büyük Türkiye Partisi Eğitim Programı
IV-3) Milli Eğitim Politikalarımız:
Eğitim en temel insan haklarındandır. “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” bir nesil yetiştirmeyi hedeflemiştir. Öğrenim ve öğretim sürecini siyasi etkilerden arındırıp, bir Devlet politikasına dönüţtüreceğiz. Eğitimde fırsat eşitliği sağlanacak. Çağdaş Eğitim gerçekleştirilecek. Cezalandırıcı değil, ödüllendirici olan eğitim sistemini benimseyeceğiz. Bilgiyi özümsemiş, araştırıcı, biat eden değil, sorgulayan, katılımcı, paylaşımcı, yeniliklere açık gençler yetiştireceğiz. Geleceği kurgulayabilecek, geçmişini bilen, doğaya saygılı, toplumsal sorunlara duyarlı ve bilinçli gençler yetiştireceğiz. Geleceği kurgulayabilecek, geçmişini bilen, doğaya saygılı, toplumsal sorunlara duyarlı ve bilinçli gençler yetiştireceğiz.
Devlet destekli eğitimin zamanla paralı eğitime dönüşüyor olması ülkemiz için büyük bir sorun teşkil etmektedir. Paralı eğitim aile bütçelerini ciddi şekilde maddi sıkıntıya sokmaktadır. Çocuklarımızın, gençlerimizin gelişmiş ülke gençleriyle benzer kalite eğitim alabilmesi için Devlet desteğine ihtiyaç vardır. Her TC vatandaşının ÜCRETSİZ eğitim alması en temel hakkıdır. DEVLETİN BİRİNCİ GÖREVİ VATANDAŞINA KALİTELİ ve ÇAĞDAŞ EĞİTİM VERMEKTİR. BEDAVA DİPLOMA DAĞITMAK DEĞİLDİR. Ücretsiz kaliteli eğitim planlaması mutlaka yapılacak ve eğitimin tüm vatandaşlarımıza ulaşması sağlanacaktır.
Eğitim Bakanlığı tarafından maddi sıkıntısı olan gençlere lise son sınıfa kadar eğitim bursu verilecek ve onların yurt gereksinimini karşılanacaktır. Bu şekilde çocuklarımız ve gençlerimiz denetimsiz, yasal olmayan vakıfların, siyasi partilerin, terör örgütlerinin, radikal dinci örgütlerin cinsel istismarcıların elinde oyuncak olmaktan kurtarılacaktır.
Milli Eğitim Bakanlığı çocuklara sekizinci sınıfa kadar kendi mahalle ve köylerinde eğitim verecek ve çocukların aileden koparılmamasına özen gösterecektir. Bilim derslerinde ve din derslerinde ana dilde eğitime dönülecektir. Son beş yıldır imam hatip okullarına dönüştürülmüş karma eğitim veren parasız Devlet orta ve lise okullarının tekrar eski konumuna kavuşturulması gereklidir. Bu durumdaki okullara tekrar eski statüleri kazandırılacaktır ve bu okullar tekrar yeniden bilim ağırlıklı eğitim programlarına kavuşturulacaktır. Din eğitimi, vakıfların kontrolünden geri alınarak Milli Eğitim Bakanlığının kontrolüne verilecektir. Din Eğitimi derslerinin içinde ahlak ve görgü derslerinin de verilmesi zorunlu olacaktır. Çocuk hikâye kitaplarının, romanlarının içindeki Türk toplum değerlerine törelerine, ahlakına aykırı olan, kadınları, çocukları, hayvanları aşağılayıcı nitelikteki, evrensel hukuk kurallarına uymayan Atatürk ilkelerine aykırı içerikler taşıyan yayınlar yeniden gözden geçirilerek uzman kişiler tarafından düzenlenecektir.
Okullarda sınıflar en fazla 30 kişi olacaktır. Üniversite öğrencileri bu ülkenin yakın geleceğidir. Üniversite öğrencileri maddi durumları göre uzun vadeli borçlandırma yöntemi ile burs temin edilecektir. Ödeme gücü olmayan üniversite öğrencilerine ise ileride ödeme gücü olunca ödeyebilmelidirler. Başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu olmak üzere, özellikle kırsal bölgelerde, yoksul kesimlerin yoğun olduğu yörelerde yatılı ilköğretim okulları yapılması ile nitelikli eğitim sistemi kurulması hedef alınmıştır. Zorunlu hallerde taşımalı eğitim yapılmalıdır. Yetiişkinlerin eğitimi yaygınlaştırılmalıdır. Okuma yazma bilmeyen kalmamalıdır. Halk Eğitim Merkezleri yaygınlaştırılarak buralara katılan kursiyerlere zorunlu olarak toplumsal ve sosyal içerikli kampanyalar yapılarak toplumun çöküşe uğrayan ahlaki değerleri yeniden tesis edilmelidir.
Din kültürü ve ahlak eğitimi çağdaş bir toplum ve devlet yapısına uygun, insan ve doğa sevgisini arttıracak şekilde, ahlakın üstünlüğünün ön plana çıkarılacağı eğitim programlarıyla yeniden yapılandırılmalıdır. Vatandaşlık eğitim dersleri yeniden uygulamaya konulmalıdır. Bireylere vatandaş olmanın getirdiği haklar ve sorumluluklar öğretilmelidir. İmam hatip okulları sayıları yalnızca ihtiyaçlar çerçevesinde düzenlenmelidir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın okullarda okuttuğu temel eğitim kitaplarının içerikleri yeniden gözden geçirilerek, ahlaka, çağdaş yaşama, toplum düzenine aykırı olan, Atatürk düţmanlığı içeren yayınların, utandırıcı söylemlerin bu kitaplardan kaldırılması sağlanacaktır.
Türk sanayicisi yetişmiş kalifiye eleman arıyor ve bulmakta zorlanıyor. Bu sorun ancak eğitim ile çözülür. Bugün Almanya’yı Almanya yapan kalifiye eleman yetiştirmek için açılmış okullardır. Biz de Almanya gibi yapacağız ve kendi elemanımızı yetiştirmek için (A) Çıraklık, (B) Kalfalık ve (C) Ustalık okulları açarak sanayimizin eleman sorununa çözüm getireceğiz.
Neden Finlandiya Eğitim Sistemi Dünyadaki en iyi sistem seçildi?
Eğitimin Bel Kemiği: Finlandiya’da Öğretmen Olmak!
Türkiye olarak bundan nasıl ders çıkartmalıyız?
Finlandiya’da “yaşam boyu öğrenme” eğitimin en önemli ilkesidir. Öğretmenler devamlı gelişen öğrenme tekniklerini, zorunlu hizmet içi eğitimlerle takip ediyorlar. Finli öğretmenler meslek hayatları boyunca katıldıkları kursları, kendilerini geliştirmek için fırsat olarak görüyorlar.
Finlandiya’daki eğitim fakülteleri Tıp eğitimine denk bir eğitim veriyor. Bir öğretmen asgari 5 – 6 yıl eğitim alıyor. Bu durumu “öğretimin bizim için ne kadar önemli olduğunun bir göstergesi, en az insan hayatı kadar değerli” şeklinde açıklıyorlar.
Öğretmenlerin hepsi master derecesine sahip. Eğitimlerinin son yıllarında öğretmen adayları eğitim zamanının yarısını okullarda harcarken diğer yarısını da genellikle pedagojik eğitim üzerine master çalışmaları yapmak için harcıyorlar. Her biri en az bir yabancı dil bilen öğretmenler pedagoji üzerine de master eğitimi alıyorlar.
Öğretmenler kendilerini asla yeterli bulmuyor ve sürekli olarak yenilikleri, gelişmeleri takip ediyorlar. Dünya’daki en iyi öğretmenler sıralamasında birinci olsalar da “biz yeterince iyi değiliz, bu halde bile en iyi bizsek kötüleri düţünmek dahi istemiyoruz” diyecek kadar da tevazu sahibiler.
Finlandiya eğitim fakültelerinin birinci önceliği “özerk öğretmenler” yetiştirmek. Çünkü Finlandiya’da bir müfredat yok, öğretmenler kendi sınıflarının durumuna göre çok geniş bir yetki alanına sahip ve istediği müfredatı uygulayabiliyor.
Finlandiya’da öğretmenlerin üzerinde müfettiş, denetleme gibi baskı unsurları yok. Finlandiya’daki öğretmenler son derece özgür, devlet verdiği eğitime o kadar güveniyor ki öğretmenleri haricen bir de denetlemeye tabii tutmuyor. Kendi kararlarını kendi veren öğretmenler, aynı zamanda kendi otokontrol mekanizmasına da sahip oluyorlar.
Devletin kontrol etmemesi öğretmenleri rahatlığa itiyor mu? Kesinlikle hayır, en baştan beri dediğimiz gibi öyle üst düzey bir seçme ve eğitim sürecinden geçiyorlar ki öğretmenler bu özgürlüklerini araştırma temelli eğitim için kullanıyorlar.
Öğretmenlere ülkenin her köţesine medeniyet taşıyan kişi gözüyle bakılıyor. 90’lardan itibaren Finlandiya devleti öğretmenlerin son derece yüksek standartlarda eğitilmesi gerektiğine hükmediyor. Devlet kontrolü tamamen kalkıyor, öğrencilerinin durumundan, eğitimlerinden, müfredattan tamamen okulların sorumlu olması gerektiğine karar veriyorlar. Ve bu başarıyı getiriyor. Merkezi bir yönetimin getirdiği bölgesel sıkıntılar, sorumluluk o bölgenin öğretmenlerine verilerek aşılıyor. Bu sayede her öğrencinin içinde bulunduğu koşullardan bağımsız olarak, eşit bir eğitim görmesi sağlanıyor.
Finli öğretmenleri bu derece başarılı yapan şey kesinlikle çok akıllı olmaları değil. Çünkü eğitim fakülteleri öğrencilerini zeka düzeyine göre seçmiyor. Bizdekine benzer bir sınav sonucunda yüksek puan alanları okula kabul etmiyor. Finlandiya’da öğretmen olacak kişiler birçok aşamadan geçtikten sonra fakülteye kabul ediliyor. Seçilen bu öğretmenlerin arasında zekadan önce gelen iyi ilişkiler kurabilme, empati yapabilme, çocukların düzeyine inebilme, araştırmacı bir kişiliğe sahip olabilme gibi kriterler daha ön planda. Yani son derece parlak, zeki ve yaratıcı bir birey olabilirsiniz ama bunlar Finlandiya’da öğretmen okullarına kabul edilmeniz için yeterli olmuyor. Öğretmen olmak için üniversitelere başvuran her 10 kişiden sadece biri bu hakkı elde edebiliyor.
Öğretmenlerin staj aşaması bildiğinizden çok farklı. Staj yalnuzca formalite icabı yapılan bir şey ya da sınıfta oturup ders izlemek veya bir defa ders anlatmak değil. Öğretmen adayları sürekli öğrencilerle bir araya geliyor ve onlarla nasıl bir eğitim verilmesi gerektiği üzerine konuşuyorlar. Bu öğrenciler sürekli değişiyor ve öğretmen adayları tüm günlerini okullarda geçiriyorlar.
Finlandiya eğitim sisteminde öğretmen eğitiminin önemi net bir şekilde görülmektedir. FARKI YARATAN İNSANDIR anlayışı hakimdir. Öğretmen eğitimindeki nitelik, bu eğitim süresince kullanılacak yöntem ve tekniklerle arttırılacaktır. BÜYÜK TÜRKİYE PARTİSİ iktidarında yapılandırmacı eğitim anlayışının benimsendiği; sorgulamaya dayalı, araştırmaya dayalı, işbirlikli öğrenme gibi yeni yönelimlerin kullanıldığı, “bireyin yaparak yaşayarak öğrendiği” öğrenme ortamlarının artması ile gelecek nesillere yol gösterecek öğretmenlerin eğitim süreçlerinin daha donanımlı geçmesi sağlanacaktır.
Sonuç olarak, Finlandiya öğretmen eğitim sistemi, tamamen bağımsız, sorumluluk sahibi, öğretmeye ve öğrenmeye aç, kendi kontrolünü kendi yapan ve hazırladığı müfredat ile araştırmacı, düţünen bireyler yetiştirmeye yönelik çalışan öğretmenler yetiştirmek için işliyor. BÜYÜK TÜRKİYE PARTİSİ iktidarında Türkiye’ye, Türkiye şartlarını da göz önünde bulundurarak, Finlandiya’ya da uygulanan sisteme olabildiğince benzer çağdaş eğitim felsefesini getireceğiz.
Eğitim Reformlarının temel felsefesi 5 + 3 + 4 yıl olacak şekilde aşağıda özetlenmiştir.
İLK OKUL
Üstün Zekalılar İlkokulu (ayrı bir okul önerisinde mutlaka normal zihin düzeyindeki akranları ile de etkileşimini sağlayacak sosyal ortam alternatifleri sunulacaktır)
Özel Eğitim İlkokulu (Engelliler için) (hafif düzeyde yetersizlikleri olan öğrenciler en az sınırlandırılmış ortamlarda, kendi akranları ile kaynaştırma eğitimi alırken; yetersizliği ağır olan öğrencilere gerekli tüm eğitimsel destek verilerek farklı okullarda eğitim alsalar da akranları ile etkileşime girebilecekleri kaynaştırma ortamları sağlanacaktır)
Normal İlkokul
Anadolu İlkokulu (Kırsal Bölge için) (Öğrencilerin bulundukları coğrafi alanların şartları göz önüne alınarak müfredatlar da ufak değişikliklere gidilebilir. Bu sayede öğrenciler soyut, anlamlandırması güç konuları daha somut örnekler üzerinden giderek öğrenebilirler).
ORTA OKUL
Üstün Zekalılar İlkokulu (ayrı bir okul önerisinde mutlaka normal zihin düzeyindeki akranları ile de etkileşimini sağlayacak sosyal ortam alternatifleri sunulacaktır)
Özel Eğitim Ortaokulu (Engelliler için) (hafif düzeyde yetersizlikleri olan öğrenciler en az sınırlandırılmış ortamlarda, kendi akranları ile kaynaştırma eğitimi alırken; yetersizliği ağır olan öğrencilere gerekli tüm eğitimsel destek verilerek farklı okullarda eğitim alsalar da akranları ile etkileşime girebilecekleri kaynaştırma ortamları sağlanacak ve yetersizliği olan öğrenciler için meslek edindirme kursları açılacaktır)
Müzik-Sanat Ortaokulu
Teknik Orta Okul
Normal Orta Okul
Anadolu Orta Okulu (Kırsal Bölge için)
LİSE
Fen Lisesi
Normal Lise (Bütün Normal Liseler Anadolu Lisesi olacak)
Meslek Liseleri (Sanat okulları, teknik eleman eleman yetiştiren liseler, İmam Hatip Okulları)
Müzik-Sanat Lisesi
Özel Eğitim Lisesi (Engelliler için) (Yukarıda Orta Okulda bahsedilen eğitim felsefesi aynen geçerlidir)
Üstün Zekalılar Lisesi (üstün zekalı ve yetenekli öğrenciler için üniversiteden ders alma olanağı sağlanacaktır).
(A) Anaokulu:
Anaokulları ihtiyaçtır. Okul öncesi eğitim çocukların okula alışmasına ve fiziksel ruhsal gelişimlerinin tamamlanmasına yardımcı olur. İmkânsızlıklardan anaokullarına gidemeyen çocuklarımız için ücretsiz anaokulu sınıfları açılmalıdır. Okuma ve eğitim alma her çocuğun temel hakkıdır. Devlet okullarındaki anaokullarından alınan aidatlar en aza indirilecektir, maddi imkânsızlık içindeki vatandaşın çocuğundan ise aidat ücreti hiç alınmayacaktır. Partimiz anaokulu olmayan illere, ilçelere, köylere yatırım yapmayı temel görev edinmiştir.
B) İlk Öğretim:
Üstün zekâlı ve yetersizlikleri olan öğrencilerin beklentileri normal öğrencilerden farklıdır. Onların sorunlarına yönelik özel eğitim programları hazırlanacaktır. Üstün zekalı ve yetenekli öğrenciler doğru tanımlanarak, potansiyellerini en üst seviyeye çıkarabilecekleri eğitimleri almalıdırlar. Bu bağlamda ayrı okul ya da ayrı sınıf uygulaması ile farklılaştırılmış eğitimler verilmeli ama aynı zamanda akranları ile paylaşımlarının azalmaması için de ortak sosyal ve kültürel etkinlik alanları olmalıdır. Üstün zekalıların eğitiminde uzmanlık kazanmış öğretmenlerin olması, her okulda üstün zekalıların eğitimi alanında uzmanlaşmış en azından bir özel eğitim öğretmeninin olması gerekmektedir. Bunun dışında yetersizliği olan öğrencilerin eğitimi için özel eğitim öğretmenlerinin yetiştirilmesi, her okulda en azında bir özel eğitim öğretmeninin bulunması gerekmektedir. Yetersizliği olan her öğrenci kendi içinde değerlendirilerek, en az sınırlandırılmış ortamda ve tercihen kendi akranları ile etkileşimde olacağı kaynaştırma ortamlarında eğitim almalıdır. Ağır yetersizlik durumlarında ayrı sınıf, okul ve yatılı okul uygulamalarına da yer verilecektir.
İlköğretim yaşı olarak çocuğun 72 ayı doldurması şartı aranacaktır. İlköğretim okullarının teçhizat ve donanımı Batı standartlarına uygun olarak tasarlanmalıdır. Hemen her okulda akıllı tahta, tablet bilgisayar, projeksiyon cihazı uygulamasına geçilmelidir. Amerika Birleşik Devletleri ve Almanya’da özel ilkokul yoktur, okulların tümünün sahibi Devletindir. Parasız eğitim vermek ABD ve Alman devletlerinin birinci görevidir.Finlandiya orta öğretiminde özel okul yoktur. BÜYÜK TÜRKİYE PARTİSİ iktidarında bütün İlk ve Orta eğitim ABD, Finlandiya ve Almanya’daki gibi parasız olacaktır ve Özel İlkokullar ve Ortaokullar olmayacaktır; özel lise açılabilir. İlkokulda özel okul sadece Özel Eğitim amaçlı olabilir.
C) Orta Öğretim:
Atatürk döneminde açılan ancak siyasi nedenlerle sonradan kapatılan, teknisyen ve kalifiye usta ihtiyacını karşılayacak Sanat Ortaokulları tekrar açılmalıdır. Orta öğretimi bitiren çocuklarımız sınavla değil, diploma notlarına göre bakılarak liselere yerleştirilmelidir. İyi ve kötü okul döngüsünü kırabilmek için gerekli tedbirler alınmalı, kaliteli eğitim her öğrenciye eşit şartlarda sunulmalıdır. Meslek okullarının yapısı ve imkânları geliştirilmelidir. Eğitim süresi uzatılmalı, ara sınavlarla eğitime devam edecek öğrenciler belirlenmeli, laboratuvar ve altyapı imkânları geliştirilmelidir. Uluslararası ilişkiler kullanılarak meslek okulları seviyesinde Erasmus tipi programlarla yurtdışı eğitim imkânları sağlanmalıdır. Ülkemiz yetişmiş eleman ihtiyacını ancak böyle karşılınabilir.
D) Lise:
Gençlerimize kişiliklerinin oluştuğu lise döneminde ruhsal ve bedensel olarak tam donanımlı eğitim verilmesi gereklidir. Alkol, sigara, uyuşturucu gibi kötü alışkanlıklarla çok daha güclü mücadele edilmelidir. Bağımlı gençlerimizin topluma geri kazandırılması için gerekli tedbirler alınmalıdır.
Eğitim programları gençlerin yetenekleri ve kabiliyetleri doğrultusunda kişisel tercihlerine saygı duyularak hazırlanmalıdır. Eğitimciler ile ebeveynlerin kesintisiz bir iletişim içinde olmaları sağlanmalıdır. Okullarımızın içinde, önünde ve çevresinde gerekli güvenlik emniyet tedbirleri alınmalıdır. Türk toplumunun farklı ihtiyaçlarını karşılamak için özellikle eğitim fırsatları sunan özel eğitim liselerine olduğu gibi yetersizliği olan öğrencilere meslek edindirme amaçlı iş okullarına da ihtiyacı vardır. Engelliler için okullar, meslek liseleri sanat okulları, fen liseleri, sağlık liseleri, üstün zekâlı eğitimi okulları Türkiye’nin her tarafına yaygınlaştırılmalıdır. BÜYÜK TÜRKİYE PARTİSİ İKTİDARINDA Okullarda öğrencilerin; düţünen, üreten, sorgulayan bireyler olmaları için olanaklar sağlanacak, özellikle laboratuvarlar konusunda hassasiyet gösterilecektir. Eksik malzemesi olan okullara malzeme temini sağlanacak ve uygun olduğu ölçüde teknolojik ekipman eklenerek öğrencilerin bilgileri daha anlamlı özümsemeleri sağlanacaktır.
Bahsedilen formal eğitim ortamlarının yanı sıra öğrencileri informal okul dışı eğitim ortamlarına da yönlendirmek anlamlı ve kalıcı öğrenme açısından faydalı olacaktır. Öğrenciler müze, bilim-sanat merkezleri, tarihi alanlara yönlendirilerek ve bu alanlarda elde ettikleri kazanımları okulda akranları ile paylaşmalarını teşvik ederek onların gelişimine katkıda bulunulacaktır.
Ayrıca günümüzde öğretmenlik mesleği maalesef öğretmenlere yapılan tacizlerle (veli ve öğrenciler tarafından) anılır olmuştur. Mağdur olan öğretmenlere destek sağlanacak ve bu tacizlere engel olun olacaktır.
E) Üniversite Reformu:
BÜYÜK TÜRKİYE PARTİSİ iktidara geldiğinde YÖK kaldırılacaktır. Her üniversite kendi Mütevelli Heyeti tarafından yönetilecektir.
Üniversiteye giriş sınavlarında uygulanan YGS (1. Yüksek Öğrenime Geçiş Sınavı) ve LYS (2. Lisans Yerleştirme Sınavı) sınavlarının toplamına kesinlikle lise not ortalaması dâhil edilmeyecektir. Sınavların adaletli yapılması için gereken önlemler alınacaktır. Yüksek eğitim kurumlarımızın kalitesini iyileştirmek ve araştırma üniversitelerine destek sağlamak için kaynak ayrılacaktır.
1) Devlet Üniversiteleri:
I) Lisans Sonrası Yenilikler: Devlet üniversitelerindeki her bölüm öğretim üyesi ve laboratuvar olanakları açısından Lisans, Yüksek Lisans ve Doktora eğitimi verebilecek şekilde sınıflandırılacaktır. Yüksek Lisans ve Doktora yalnızca belli seviyeye erişmiş üniversiteler ve bölümleri tarafından verilecektir. Bunların standardı ve şartları yönetmeliklerde belirtilecektir. Her doktora öğrencisi doktora süresince en az 1 yıl yurt dışına Devlet bursu ile gönderilerek uluslararası tecrübe kazanmasına özen gösterilecektir. Yurt içinde ve yurt dışındaki üniversitelerde doktora sonrası çalışma yapabilmek için “doktora sonrası bursu programları” oluşturulacaktır.
II) Öğretim üyelerinin maaş politikaları: Bilimde geri kalan bir devletin 21. yüzyılda yaşaması mümkün değildir. Bilim adamları ve akademisyenlere hak ettikleri değer verilmelidir. Bilimin ilerlemesi için yapılan bilimsel çalışmalara kaynaklar cömertçe aktarılmalı, bilim adamlarına, akademisyenlere hak ettikleri ücretler verilmeli, konforlu, huzurlu ve yüksek standartta bir yaşam sürebilmeleri için ortam sağlanmalıdır.
Dünya’nın hiç bir üniversitesinde ve hatta aynı üniversitenin farklı bölümlerde çalışan hiçbir öğretim üyesi eşit maaş almaz. Çünkü “dünyadaki en büyük eşitsizlik eşit maaştır.” Dünya’nın hiçbir ülkesinde eşit maaş yoktur. “Eşyanın doğasına uygun olarak” öğretim üyelerinin bilimsel kaliteleri farklı olduğu için her öğretim üyesi sabit maaş + başarısına göre bonus almalıdır. Bonus ise Türkiye’de ODTÜ’nün “Akademik Yükseltme ve Atama Kriterleri” örnek alınarak bütün üniversitelerde tek ölçüt uygulanmalı, fakat her üniversitenin Doçentlik ve Profesörlük puan sınırlarının tespiti üniversitelerin Yönetim Kurullarına bırakılmalıdır. Her bölümde ve her anabilim dalında Science Citation Index (SCI) grubuna giren dergilerde makale yazma zorluk derecesi eşit değildir. Bonus hesaplamasında Bonus = h-index (SCI’deki) x 500 TL uygulaması yapılarak vergiden muaf olarak BONUS ücreti öğretim üyelerine her ay ödenecektir. Bonus miktarı her yıl maaş artış yüzdesi oranında otomatik olarak artacak ve böylece üretgen öğretim üyesi yüksek bonus ücreti ile ödüllendirilecektir. Öğretim üyesi emekli olunca hak ettiği aylık toplam bonusun % 70’i her ay emekli maaşına ilave olarak kendisine ödenmelidir. Ayrıca, bilim insanları emeklilik sonrası yaptığı yayınlardan Bonus puanlarına ilave yapılarak emeklilik sonrasında bile Bonus miktarını artırılabilir olmalıdırlar. Vazifesinin gereğini yerine getirmeyen – üretgen olmayan – öğretim üyeleri 67 yaşını beklemeden erken emekli olmalıdır. Üretken öğretim üyeleri ise 72 yaşına kadar çalışabilmelidilerr.
III) Laboratuvar Olanakları: Türk bilim adamları Türkiye’de yeterli bilimsel araştırma olanakları bulamadığı için yurt dışına gitmek mecburiyetinde kalmakta ve yurt dışında yaptıkları deneysel çalışmalarını uluslararası bilimsel dergilerde yayınlatmaktadırlar. Bu “yurtdışı laboratuvarlarına bağımlılığı” kırmak Büyük Türkiye Partisi’nin birinci görevidir. Bunun için toplam 70 devlet üniversitesine sırasıyla, her birine 20 milyon Euro’luk bir bütçeye varan, merkez laboratuvar kuracaktır. Böylece, Büyük Türkiye Partisi Türk bilim adamlarının laboratuvar olanakları yetersizliği sorununa son verecektir. Diğer küçük üniversitelere ise daha küçük merkezi laboratuvarlar kurularak büyümeleri konusunda destek verilecektir.
IV) İdari Yenilikler: Devlet üniversitesi istediği sayıda yabancı öğretim üyesini ve yabancı dil öğretmenlerini davet edebilmelidirler. Üniversitelerdeki bazı yöneticiler (idari konulardan sorumlu Rektör Yardımcısı, spor teşkilatı müdürlüğü, vs) yerleşke dışından profesyonel yönetici atanabilmelidirler. Fakültelerde ve Bölümlerde bulunan bütün mühendislik kadroları sadece Rektörlük bünyesindeki idari işlerde istihdam edilmelidir. Dünya’daki yaygın uygulama; Dekanlara şoförsüz makam arabası verilmesidir. Bütün dünya üniversitelerinde olduğu gibi her Dekan kendi arabasını kendisi kullanmalıdır.
2) Özel ve Vakıf Üniversiteleri:
Özel üniversitelerin birinci amaçlarının ticari kar elde etmek olmaması gerekir. BÜYÜK TÜRKİYE PARTİSİ özel üniversitelerin öncelikle bir eğitim kurumu mantığıyla hareket etmesi, kaliteli eğitim verebilmesi, öğrencilerini ve ailelerini sömürmemesi için gerekli düzenlemeleri süratle yapacaktır. Devletin birinci görevi özel ve vakıf üniversitelerini “kar gayesi güden bir kurumlar olmaktan çıkarmaktır”. Bu amaçla ilgili kanuna “özel ve vakıf üniversiteleri vergi vermezler ve karlarının belirli bir yüzdesini eğitim yatırımlarında kullanırlar” maddesi ilave edilecek, bu üniversitelerin finansal yönetimleri Maliye Bakanlığı tarafından en sıkı bir şekilde kontrol edilecektir.
a) Özel üniversitelerde mevcut kanuna göre üç öğretim üyesi ile yeni bölüm açmak mümkündür. Tamamen ticari kaygı ile düzenlenen bu kalitesiz eğitim Büyük Türkiye Partisi tarafından kabul edilmeyen komik bir durumdur. Öğretim üyesi sayısı en az sekiz olmalıdır ve böylece eğitimin kalitesi arttırılmalıdır. Ayrıca, her bölümde en az iki profesör kadroya dâhil edilmelidir.
b) Yüksek Lisans ve Doktora öğrencileri Araştırma Görevlisi olarak işe alındığında 1 yıllık sözleşme yapılmakta ve eğer özel üniversiteler isterse sözleşme süresini uzatmaktadır. Bu durum kabul edilemez; Araştırma Görevlisi köle değildir. Araştırma Görevlisi seçiminde sadece ALS ve mezuniyet puanına bakılmamalı, adaylar profesörlerin önünde en az iki mülakata tabii tutulmalıdır, böylece insan malzemesi kalitesi arttırılmış olacaktır. Yurt dışında olduğu gibi her Yüksek Lisans öğrencisi ile Araştırma Görevlisi üniversitede işe alındığında 3 yıllık ve her Doktora öğrencisi ile 5 yıllık sözleşme yapılması mecburi olmalıdır. Yardımcı Doçentlerin en az 3 yıl, Doçent ve Profesörlerin sözleşmesi en az 5 yıllık olmalıdır.
c) Özel ve vakıf üniversitelerinde her öğretim üyesinin haftalık ders saati en fazla 10 saatle sınırlandırılacaktır. Öğretim üyesinin tek görevi ders vermek değil, aynı zamanda yarıyılda iki ara sınav ve final sınav kâğıtlarını da değerlendirmek, Yüksek Lisans ve Doktora tezlerini yönetmek ve bilimsel araştırma yapmaktır. Maalesef şimdiki mevcut sistemde, bunu önleyecek bir kanun olmadığı gibi her öğretim üyesine haftada en az 15 ve bazen 20 saate yakın ders yükü yüklenerek iki öğretim üyesinin yapması gereken işi bir öğretim üyesinin üstüne yığılmaktadır. Özel üniversiteler eğitim faaliyetlerine ticari bir yaklaşımla yaklaşamazlar ve yalnızca kar hedefleyen bir iş idaresi yöntemi belirleyemezler. Fen ve Mühendislik bölümlerinde her sınıf 35 kişilik olacak ve ders yükü 35 kişilik sınıf bazında hesaplanacaktır. Özel üniversitelerdeki öğretim üyeleri yayın yapabilmeleri teşvik edilmelidir.
d) Kaliteli eğitim partimizin ana ilkelerinden biridir. Bu amaçla küçük özel ve vakıf üniversitelerinin en azından bölüm bazında birleşmeleri teşvik edilecek ve desteklenecektir. Böylece düţük kaliteli eğitim veren çok sayıda özel üniversiteler yerine, yüksek kaliteli az sayıda özel üniversiteler yaratılmasına çalışılacaktır. YÖK’ün açtığı kontenjanı iki yıl içinde dolduramayan bölümler kapatılmalıdır. Böylece eğitimin ticarileştirilmesinin önüne geçilmiş olur.
3) Dershane Reformu:
Türk eğitim sisteminin yeterli kaliteli olmaması nedeni ile varlığını 40 yıldan beri sürdürebilen dershanelerin amacı temel eğitim öğretim alanları dışındaki alanlardaki yetersiz eğitimin eksikliklerini tamamlamak olmalıdır. Dershanelerin yeni iş edindirme, mesleki uzmanlık eğitimi, sanat ve spor dalları, yabancı diller eğitimi gibi tamamlayıcı dallarda eğitim vermeleri gerekir. Dershanelerin müfredatları dünya standartlarına uygun hale getirilmelidir. Yabancı dil eğitimi veren dershanelerin ücretleri en aza indirilmeli ve öğrencilerin yabancı dil eğitimine katılımı özendirilmelidir. Yabancı dil eğitiminde yetenekli olan öğrencilere Devlet özel eğitim bedelinin yarısı kadar kısmını ödeyerek destek olmalıdır. Meslek edindirme eğitimi alan öğrencilerin dershane ücretleri devlet tarafından karşılanarak kalifiye eleman yetiştirilmesine öncelik verilmelidir.
Ülkemizin ve milletimizin en büyük sermayesi ve en çok ihtiyaç duyduğu şey; iyi eğitilmiş, bilgili, tecrübeli ve kabiliyetli insandır. Bu gaye eğitim keyfiyeti ve kalitesinin arttırılmasıyla gerçekleşebilir.
Bir milletin varlığını devam ettirmesinde en önemli amil, o milletin milli ve manevi değerleridir. Bu değerler bir bütün olarak o milletin kimliğini oluşturur.
Toplumun birlik ve dirliğinin teminatı olan Türk kimliğini onurla temsil eden bireylerin, milli ve manevi değerlerimize, gelenek ve göreneklerimize uygun olarak çağdaş standartlarda bir eğitim alması temel politikamız olacaktır.
Bu kapsamdaki din eğitimi ve öğretimi, Anayasa’mızın gereği olarak Milli Eğitimin bir parçası ve tamamlayıcısıdır.
Eğitim ve öğretimde düşünmeyi ve araştırmayı ön plana çıkaran ve bilgi toplumu oluşturmaya yönelik bir yol seçilecektir.
Mesleki ve teknik eğitime önem vererek yönlendirme yapılacak ve üniversite kapılarındaki yığılmalar önlenecektir.
Eğitimde kaliteyi yükseltmek için rekabet esasına göre çalışacak özel okul ve özel üniversitelerin kurulması teşvik edilerek bunlara yatırım ve işletme safhasında gerekli devlet desteği sağlanacaktır.
Eğitimsiz Genç Kalmayacak Her köye ilkokul projesi ile köylerde eğitim çilesine son verilecektir.
Ulaşım, yemek, sağlık ve kültürel sosyal faaliyetlerden her öğrenci ücretsiz faydalandırılacaktır.
Yoksul öğrencilerimizin kıyafet, kitap, kırtasiye ve gıda ihtiyacı devletçe karşılanacaktır.
Her meslek lisesi mezununa iş garantisi BTP iktidarında meslek lisesi mezunlarına iş garantisi.
Türkiye’nin teknik ara elemana ihtiyacı var.Sanayimiz ve iş hayatımız orta sınıf teknisyenlere şiddetle muhtaçtır. Meslek Lisesini bitirene iş garantisi verilerek bu ihtiyaç giderilecektir.
Üniversiteler Devletin iktisadi ve sosyal politikasına paralel olarak üniversitelerimiz çeşitli dallarda ihtisaslaşmaya gidecek, faydalı projelerde müteşebbislere öncülük edecek ve sanayi ve üniversite işbirliği sağlanacaktır. Bu sebeple üniversitelerimiz desteklenecektir.
Her Liseli Bir Üniversiteli Projesi Her liseli imtihansız üniversiteye girecek. Üniversite harçları kaldırılarak,burs miktar ve adedi attırılacak.
Her ihtiyaç sahibi öğrenciye çalışma hayatına atıldıktan sonra ödemek kaydıyla ihtiyacını karşılayabilecek miktarda burs verilecektir.
Eğitime ayrılan pay artırılarak başta öğretmen maaşları iyileştirilerek, her lise bir SÜPER LİSE haline getirilecek.
Liselerde güçlü eğitim verilerek her liseli üniversiteleri teşvik edilerek üniversite eğitiminde rekabet imkanı oluşturulacak.
Üniversite – Sanayi El Ele BTP iktidarında Sanayi – Üniversite iş birliği güçlü eğitimin ilk yılından başlayarak hayata geçirilecek, böylece yüksek eğitimli gençlerimizin beyin göçüne son verilecek.
Devlet üniversiteliye tüm imkanlarını sunacak. Sanayicinin tecrübesi üniversitelinin bilgisi devletin desteği bir olacak.Üniversite sanayi işbirliği Türkiye yi lider ülke yapacak.
Üniversite çevresinde tekno kentler kurularak firmaların araştırma geliştirme departmanları oluşturularak üniversite öğrencilerine istihdam alanı oluşturulacaktır.
Üniversite – Sanayi işbirliği ve AR-GE faaliyetleri teşvik edileceğinden üniversitelinin işsizlik problemi kalmayacak.Bu yöntemle yüksek verimli iş gücünün oluşumu il sanayimize en önemli teşvik sağlanmış olacaktır.