Ahiretimizi ağlamaktan kurtaran tam bir teselli: KARDEŞ OLMAK – Cumartesi Dersleri 13. 7.

Cumartesi Derslerinde bu hafta Üstad Bediüzzaman Said Nursi’nin Risale-i Nur Külliyat’ından Sözler isimli eserinen On Üçüncü Söz’de yer alan kısa bir mektup ele alınmaktadır. Hapis musibetinin sıkıntılarından ve dünyevî çok zararlarından ve boşu boşuna gam ve hüzünle giden hayatınızı faidesizlikten, bâd-ı heva zayi olmasından ve dünyanızın ağlaması gibi âhiretinizi ağlamaktan kurtarıp tam bir teselli vermek ve KARDEŞ OLMAK konusu ele alınmaktadır.

Ahiretimizi ağlamaktan kurtaran tam bir teselli KARDEŞ OLMAK - Cumartesi Dersleri 13. 7.
Ahiretimizi ağlamaktan kurtaran tam bir teselli KARDEŞ OLMAK – Cumartesi Dersleri 13. 7.

KISA VİDEO

UZUN VİDEO

On Üçüncü Söz

İkinci Makam

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ 1    اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ     2

Aziz yeni kardeşlerim ve eski mahpuslar,

Benim kat’î kanaatim gelmiş ki, buraya girmemizin inâyet-i İlâhiye cihetinde bir ehemmiyetli sebebi sizsiniz. Yani, Nurlar tesellileriyle ve imanın hakikatleriyle sizi bu hapis musibetinin sıkıntılarından ve dünyevî çok zararlarından ve boşu boşuna gam ve hüzünle giden hayatınızı faidesizlikten, bâd-ı heva zayi olmasından ve dünyanızın ağlaması gibi âhiretinizi ağlamaktan kurtarıp tam bir teselli size vermektir.

Madem hakikat budur. Elbette siz dahi, Denizli mahpusları ve Nur talebeleri gibi, birbirinize kardeş olmanız lâzımdır. Görüyorsunuz ki, bir bıçak içinize girmemek ve birbirinize tecavüz etmemek için, dışarıdan gelen bütün eşyanız ve yemek ve ekmeğinizi ve çorbanızı karıştırıyorlar. Size sadakatle hizmet eden gardiyanlar çok zahmet çekiyorlar. Hem siz beraber teneffüse çıkmıyorsunuz. Güya canavar ve vahşî gibi birbirinize saldıracaksınız.

İşte, şimdi sizin gibi fıtrî kahramanlık damarını taşıyan yeni arkadaşlar, bu zamanda mânevî büyük bir kahramanlıkla heyete deyiniz ki: “Değil elimize bıçak, belki mavzer ve revolver de verilse, hem emir de verilse, biz bu biçare ve bizim gibi musibetzede arkadaşlarımıza dokunmayacağız. Eskiden yüz düşmanlık ve adavetimiz dahi olsa da, onları helâl edip hatırlarını kırmamaya çalışacağımıza, Kur’ân’ın ve imanın ve uhuvvet-i İslâmiyenin ve maslahatımızın emriyle ve irşadıyla karar verdik” diyerek bu hapsi bir mübarek dershaneye çeviriniz.


Dipnot-1

Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah’ın adıyla.

Dipnot-2

Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.


adavet: düşmanlık
âhiret: öteki dünya (bk. e-ḫ-r)
aziz: çok değerli, izzetli (bk. a-z-z)
bâd-ı heva: boşu boşuna, faydasız
biçare: çaresiz, zavallı
cihet: yön
Denizli: (bk. bilgiler)
eşedd-i istibdat: baskının en şiddetlisi
eşedd-i zulüm: zulmün en şiddetlisi (bk. ẓ-l-m)
fitrî: yaratılıştan gelen (bk. f-ṭ-r)
galip: yenen, üstün gelen
gam: sıkıntı, üzüntü
güya: sanki
hakikat: gerçek, doğru (bk. ḥ-ḳ-ḳ)
ihtar: hatırlatma
inâyet-i İlâhiye: Allah’ın yardımı, lütfu (bk. a-n-y; e-l-h)
irşad: doğru yolu gösterme (bk. r-ş-d)
kat’î: kesin
Leyle-i Kadir: Kadir gecesi
mağlup: yenilen
mahpus: hapsedilmiş olan
maslahat: fayda, yarar (bk. ṣ-l-ḥ)
mavzer: bir cins tüfek
mesele-i mühimme: önemli mesele (bk. m-s̱-l)
meyusiyet: ümitsizlik
mübarek: bereketli, uğurlu (bk. b-r-k)
musibetzede: felakete uğramış
nev-i beşer: insanlık, insan türü
revolver: tabanca, küçük silah
sadakat: bağlılık (bk. ṣ-d-ḳ)
son Harb-i Umumî: İkinci Dünya Savaşı
tahribat: yıkımlar, bozmalar
tecavüz: saldırma, sataşma
uhuvvet-i İslâmiye: İslâm kardeşliği (bk. s-l-m)
zayi: kayıp
zeyl: ilâve, ek

KAYNAKLAR

Risale-i Nur Külliyatı, Sözler, On Üçüncü Söz, İkinci Makam, Söz Basım Yayın Ltd. Şti., Mart 2012, İstanbul.

http://www.erisale.com/#content.tr.1.219

Hapis musibetine düşenlere ve onlara nezaret ve yardım edenlere kuvvetli bir teselli – On Üçüncü Söz İkinci Makam – Cumartesi Dersleri 13. 5.

Cumartesi Derslerinde bu hafta Üstad Bediüzzaman Said Nursi’nin Risale-i Nur Külliyatı’ndan Sözler isimli eserinden On Üçüncü Sözün İkinci Makamı “Hapis musibetine düşenlere ve onlara nezaret ve yardım edenlere kuvvetli bir teselli” konulu mektup işlenmektedir.

Hapis musibetine düşenlere ve onlara nezaret ve yardım edenlere kuvvetli bir teselli - On Üçüncü Söz İkinci Makam - Cumartesi Dersleri 13. 5.
Hapis musibetine düşenlere ve onlara nezaret ve yardım edenlere kuvvetli bir teselli – On Üçüncü Söz İkinci Makam – Cumartesi Dersleri 13. 5.

KISA VİDEO

UZUN VİDEO

Cumartesi Dersleri 13. 5.

On Üçüncü Söz İkinci Makam

Hapis musibetine düşenlere ve onlara nezaret ve yardım edenlere kuvvetli bir teselli

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ 2     اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ     3

Aziz, sıddık kardeşlerim,

Hapis musibetine düşenlere ve onlara merhametkârâne, sadakatle, hariçten gelen erzaklarına nezaret ve yardım edenlere kuvvetli bir teselliyi Üç Noktada beyan edeceğim.

Birinci nokta:

Hapiste geçen ömür günleri, herbir gün on gün kadar bir ibadet kazandırabilir. Ve fâni saatleri, meyveleri cihetiyle mânen bâki saatlere çevirebilir. Ve beş on sene ceza ile, milyonlar sene haps-i ebedîden kurtulmaya vesile olabilir.

İşte, ehl-i iman için bu pek büyük ve çok kıymettar kazanç şartı, farz namazını kılmak ve hapse sebebiyet veren günahlardan tevbe etmek ve sabır içinde şükretmektir. Zaten hapis çok günahlara mânidir, meydan vermiyor.

İkinci nokta: 

Zevâl-i lezzet elem olduğu gibi, zevâl-i elem dahi lezzettir. Evet, herkes geçmiş lezzetli, safalı günlerini düşünse, teessüf ve tahassür elem-i mânevîsini hissedip “Eyvah” der. Ve geçmiş musibetli, elemli günlerini tahattur etse, zevâlinden bir mânevî lezzet hisseder ki, “Elhamdülillâh, şükür, o belâ sevabını bıraktı, gitti” der, ferahla teneffüs eder. Demek bir saat muvakkat elem, ruhta bir mânevî lezzet bırakır ve lezzetli saat, bilâkis, elem bırakır.

Madem hakikat budur. Ve madem geçmiş musibet saatleri, elemleriyle beraber mâdum ve yok olmuş; ve gelecek belâ günleri, şimdi mâdum ve yoktur. Ve yoktan elem yok ve mâdumdan elem gelmez. Meselâ, birkaç gün sonra aç ve susuz olmak ihtimalinden, bugün o niyetle mütemadiyen ekmek yese ve su içse, ne derece divaneliktir. Aynen öyle de, geçmiş ve gelecek elemli saatleri—ki hiç


Dipnot-2

Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah’ın adıyla.

Dipnot-3

Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.


aziz: çok değerli, izzetli (bk. a-z-z)
bâki: ölümsüz, devamlı, kalıcı (bk. b-ḳ-y)
beyan: açıklama (bk. b-y-n)
bilâkis: aksine, tersine
cihet: yön
divanelik: delilik, akılsızlık
ehl-i iman: iman edenler, mü’minler (bk. e-m-n)
elem: acı, keder, sıkıntı
elem-i mânevî: mânevî elem, acı (bk. a-n-y)
elhamdü lillâh: “ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet Allah’a mahsustur” (bk. ḥ-m-d; e-l-h)
erzak: rızıklar, yiyecek ve içecekler (bk. r-z-ḳ)
fâni: ölümlü, gelip geçici (bk. f-n-y)
hakikat: gerçek, doğru (bk. ḥ-ḳ-ḳ)
haps-i ebedî: sonsuz bir hapis (bk. e-b-d)
hariçten: dışarıdan
istifade etmek: faydalanmak, yararlanmak
kıymettar: kıymetli, değerli
mâdum: yok
mânen: mânevî olarak (bk. a-n-y)
merhametkârâne: merhametli bir şekilde (bk. r-ḥ-m)
musibet: belâ, felaket, dert
mütemadiyen: sürekli olarak
muvakkat: geçici
nezaret: gözetim (bk. n-ẓ-r)
sadakat: bağlılık, sebat (bk. ṣ-d-ḳ)
safa: zevk, keyif
şerâit: şartlar
sıddık: çok doğru (bk. ṣ-d-ḳ)
tahassür: özlem, hasret çekme
tahattur: hatırlama
teessüf: eseflenme, üzülme
teneffüs: nefes alma, nefeslenme
zevâl: geçip gitme (bk. z-v-l)
zevâl-i elem: acı ve kederin sona ermesi (bk. z-v-l)
zevâl-i lezzet: lezzetin sona ermesi (bk. z-v-l)

ve mâdum ve yok olmuşlar—şimdi düşünüp sabırsızlık göstermek ve kusurlu nefsini bırakıp Allah’tan şekvâ etmek gibi “Of, of” etmek divaneliktir. Eğer sağa sola, yani geçmiş ve geleceklere sabır kuvvetini dağıtmazsa ve hazır saate ve güne karşı tutsa, tam kâfi gelir; sıkıntı ondan bire iner. Hattâ, şekvâ olmasın, ben bu üçüncü medrese-i Yusufiyede, birkaç gün zarfında, hiç ömrümde görmediğim maddî ve mânevî sıkıntılı, hastalıklı musibetimde, hususan Nurun hizmetinden mahrumiyetimden gelen meyusiyet ve kalbî ve ruhî sıkıntılar beni ezdiği sırada, inâyet-i İlâhiye bu mezkûr hakikati gösterdi. Ben de sıkıntılı hastalığımdan ve hapsimden razı oldum. “Çünkü benim gibi kabir kapısında bir biçareye, gafletle geçebilir bir saatini on adet ibadet saatleri yapmak büyük kârdır” diye şükreyledim.

Üçüncü nokta: 

Mahpuslara şefkatkârâne hizmetle yardım etmek ve muhtaç oldukları rızıklarını ellerine vermek ve mânevî yaralarına tesellilerle merhem sürmekte az bir amel ile büyük bir kazanç var. Ve dışarıdan gelen yemeklerini onlara vermek, aynı o yemek kadar o gardiyan ve gardiyanla beraber dahilde ve hariçte çalışanların, bir sadaka hükmünde, defter-i hasenatına yazılır. Hususan musibetzede, ihtiyar veya hasta veya fakir veya garip olsa, o sadaka-i mâneviyenin sevabı çok ziyadeleşir.

İşte bu kıymetli kazancın şartı, farz namazını kılmaktır. Ta ki, o hizmeti lillâh için olsun. Hem bir şartı da, sadakat ve şefkat ve sevinçle ve minnet etmemek tarzda yardımlarına koşmaktır.


âhiret: öteki dünya (bk. e-ḫ-r)
beyan etmek: açıklamak (bk. b-y-n)
biçare: çaresiz
dahilde: içeride
defter-i hasenat: sevap ve iyiliklerin yazıldığı mânevî defter (bk. ḥ-s-n)
gaflet: umursamazlık, âhiretten ve Allah’ın emir ve yasaklarından habersiz davranma (bk. ğ-f-l)
hakikat: gerçek, doğru (bk. ḥ-ḳ-ḳ)
hariçte: dışarıda
hususan: özellikle
ihtar: hatırlatma
inâyet-i İlâhiye: Allah’ın yardımı (bk. a-n-y; e-l-h)
kâfi: yeterli
lillâh: Allah için
mâdum: yok, ölü
mahpus: hapsedilmiş olan
mahrumiyet: yoksunluk
medrese-i Yusufiye: Hz. Yusuf’un (a.s.) hapiste kalmasına benzetilerek, iman ve Kur’ân hizmetinden dolayı tutuklananların hapsedildiği yer mânâsında hapishane
meyusiyet: ümitsizlik
mezkûr: sözü geçen
minnet: başa kakma
musibetzede: felâkete uğrayan
nefis: kişinin kendisi (bk. n-f-s)
sadaka-i mâneviye: belaları def edecek mânevî sadaka (bk. a-n-y)
sadakat: bağlılık, sebat (bk. ṣ-d-ḳ)
şefkatkârâne: şefkatli bir şekilde (bk. ş-f-ḳ)
şekva: şikayet
zarfında: içinde
ziyadeleşmek: fazlalaşmak

KAYNAK

Risale-i Nur Külliyatı, Sözler, On Üçüncü Söz, İkinci Makam, Söz Basım Yayın Ltd. Şti., Mart 2012, İstanbul.

http://www.erisale.com/#content.tr.1.216