27. Söz – İçtihat Risalesi 1-2-3. Mâni: İçtihat kapısı açıktır. Fakat şu zamanda oraya girmeye “Altı Mâni” vardır.

27. Söz – İçtihat Risalesi 1-2-3. Mâni İçtihat kapısı açıktır. Fakat şu zamanda oraya girmeye “Altı Mâni” vardır.
27. Söz – İçtihat Risalesi 1-2-3. Mâni İçtihat kapısı açıktır. Fakat şu zamanda oraya girmeye “Altı Mâni” vardır.

Modern İçtihat Yorumunun Önündeki Altı Engelden İlk Üçü

Bu metin, İslam hukukunda yeni hükümler çıkarma yetisi olan içtihat kavramını ve günümüz şartlarında bu kapıdan girmenin önündeki engelleri ele almaktadır.

Müellif, modern dünyada yabancı adetlerin ve felsefi akımların etkisiyle dini temellerin sarsıldığını, bu sebeple yeni kapılar açmak yerine mevcut kaleyi korumanın öncelikli olduğunu vurgular.

İslam’ın temel esasları dururken tali meselelerle uğraşmanın bir tür sadakatsizlik olduğu belirtilerek, selef-i salihîn dönemindeki manevi derinliğin bugünün zihinsel dağınıklığıyla kıyaslanamayacağı ifade edilir.

O dönemdeki ilmi iklimin aksine, modern insanın zihninin siyaset ve dünya hayatıyla boğulduğu, bu durumun ise kişiyi şer’î meselelerde derinleşmekten uzaklaştırdığı anlatılır.

Sonuç olarak, dahi seviyesinde bir zekaya sahip olunsa bile, mevcut şartlar altında eski müçtehitlerin mertebesine ulaşmanın mümkün olmadığı aklı ikna eden zarif bir dille savunulmaktadır.

NotebookLM

PowerPoint

SHORTS

KISA VİDEO

UZUN VİDEO

Yirmi yedinci Söz

İçtihat Risalesi

Beş‑altı sene mukaddem, Arabî bir risalede, içtihâda dair yazdığım bir mesele, iki kardeşimin arzularıyla, o meseleye dair haddinden tecâvüz edenin haddini bildirmek için şu Söz, o mesele-i içtihâdiyeye dair yazıldı.

وَلَوْ رَدُّوهُ اِلَى الرَّسُولِ وَاِلٰٓى اُو۬لِي الْاَمْرِ مِنْهُمْ لَعَلِمَهُ الَّذ۪ينَ يَسْتَنْبِطُونَهُ مِنْهُمْ

Eğer o meseleyi Peygambere ve mü’minlerden ihtisas ve salâhiyet sahibi kimselere havale etselerdi, elbette o kimselerden hüküm çıkarmaya ehliyetli olanlar işin doğrusunu bilirlerdi.

ayet – Nisâ Sûresi, 4:83

İçtihat kapısı açıktır. Fakat şu zamanda oraya girmeye “Altı Mâni” vardır.

Birincisi

Nasıl ki kışta, fırtınaların şiddetli olduğu bir vakitte, dar delikler dahi seddedilir; yeni kapıları açmak, hiçbir cihetle kâr‑ı akıl değil‥ Hem nasıl ki büyük bir selin hücumunda, tamir için duvarlarda delikler açmak gark olmağa vesiledir‥ Öyle de; şu münkerât zamanında ve âdât‑ı ecânibin istilâsı ânında ve bid’aların kesreti vaktinde ve dalâletin tahribâtı hengâmında, içtihat nâmıyla, kasr‑ı İslâmiyet’ten yeni kapılar açıp duvarlarından muharriblerin girmesine vesile olacak delikler açmak, İslâmiyet’e cinayettir.

İkincisi

Dinin zarûriyâtı ki, içtihat onlara giremez. Çünkü; kat’î ve muayyendirler. Hem o zarûriyât, kût ve gıdâ hükmündedirler. Şu zamanda terke uğruyorlar ve tezelzüldedirler ve bütün himmet ve gayreti, onların ikamesine ve ihyâsına sarfetmek lâzım gelirken; İslâmiyet’in nazariyât kısmında ve selefin içtihâdat-ı sâfiyâne ve hâlisânesiyle, bütün zamanların hâcâtına dar gelmeyen efkârları olduğu hâlde, onları bırakıp heveskârâne yeni içtihatlar yapmak, bid’akârâne bir hıyânettir.

Üçüncüsü

Nasıl ki çarşıda, mevsimlere göre birer metâ merğûb oluyor, vakit be‑vakit birer mal revaç buluyor. Öyle de, âlem meşherinde, içtimâiyat-ı insaniye ve medeniyet‑i beşeriye çarşısında, her asırda birer metâ merğûb olup revaç buluyor. Sûk’unda, yani çarşısında teşhîr ediliyor, rağbetler ona celboluyor, nazarlar ona teveccüh ediyor, fikirler ona müncezib oluyor. Meselâ, şu zamanda siyaset metâı ve hayat‑ı dünyeviyenin temini ve felsefenin revaçları gibi… Ve selef‑i sâlihîn asrında ve o zaman çarşısında en merğûb metâ; Hàlık‑ı Semâvât ve Arz’ın marziyâtlarını ve bizden arzularını, kelâmından istinbat etmek ve nur‑u nübüvvet ve Kur’ân ile kapatılmayacak derecede açılan âhiret âlemindeki saâdet‑i ebediyeyi kazandırmak vesâilini elde etmek idi.

İşte o zamanda zihinler, kalpler, rûhlar, bütün kuvvetleriyle, yerler ve gökler Rabbinin marziyâtını anlamağa müteveccih olduğundan, içtimâiyat-ı beşeriyenin sohbetleri, muhâvereleri, vukûâtları, ahvâlleri ona bakıyordu. Ona göre cereyan ettiğinden her kimin güzelce bir istîdâdı bulunsa onun kalbi ve fıtratı, şuûrsuz olarak her şeyden bir ders‑i mârifet alır. O zamanda cereyan eden ahvâl ve vukûât ve muhâverâttan taallüm ediyordu. Güyâ herbir şey, ona bir muallim hükmüne geçip, onun fıtrat ve istîdâdına, içtihâda bir istîdâd-ı ihzarî telkin ediyordu. Hattâ o derece şu fıtrî ders tenvir ediyordu ki, yakîn idi ki, kisbsiz içtihâda kâbiliyeti ola, ateşsiz nurlana… İşte şu tarzda fıtrî bir ders alan bir müstaid, içtihâda çalışmağa başladığı vakit, kibrit hükmüne geçen istîdâdı, “nurun alâ nur” sırrına mazhar olur; çabuk ve az zamanda müçtehit olurdu.

Amma şu zamanda, medeniyet‑i Avrupa’nın tahakkümüyle, felsefe‑i tabîiyenin tasallutuyla, şerâit‑i hayat-ı dünyeviyenin ağırlaşmasıyla, efkâr ve kulûb dağılmış, himmet ve inâyet inkısam etmiştir. Zihinler maneviyata karşı yabânîleşmiştir.

İşte bunun içindir ki; şu zamanda birisi, dört yaşında Kur’ân’ı hıfzedip âlimlerle mübâhase eden Süfyân İbn‑i Uyeyne olan bir müçtehidin zekâsında bulunsa, Süfyân’ın içtihâdı kazandığı zamana nispeten on defa daha fazla zamana muhtaçtır. Süfyân, on senede içtihâdı tahsil etmiş ise, şu adam yüz seneye muhtaçtır ki, tahsil edebilsin. Çünkü; Süfyân’ın iptidâ-i tahsil-i fıtrîsi, sinn‑i temyiz zamanından başlar. Yavaş yavaş istîdâdı müheyyâ olur, nurlanır, her şeyden ders alır, kibrit hükmüne geçer.

Amma onun nazîri, şu zamanda – çünkü – zihni felsefede boğulmuş, aklı siyasete dalmış, kalbi hayat‑ı dünyeviyede sersem olmuş, istîdâdı içtihattan uzaklaşmış… Elbette fünûn‑u hâzırada tevağğulü derecesinde, istîdâdı, içtihâd-ı şer’î kâbiliyetinden uzaklaşmış ve ulûm‑u arziyede tefennünü derecesinde içtihâdın kabûlünden geri kalmıştır. Onun için: “Ben de onun gibi zekiyim, niçin ona yetişemiyorum?” diyemez ve demeye hakkı yoktur ve yetişemez.

KAYNAK

Risale-i Nur Külliyatı, Sözler, Yirmi Yedinci Söz – İçtihat Risalesi – Birinci, İkinci ve Üçüncü Mâni, Söz Basım Yayın Ltd. Şti., Mart 2012, İstanbul.

https://beta.erisale.com/tr/sozler/yirmiyedinci-soz-ictihad-risalesi#3876

https://erisale.com/#content.tr.1.646

https://sorularlarisale.com/risale-i-nur-kulliyati/sozler/yirmi-yedinci-soz/646


Bir yanıt yazın