Barış Manço’nun “Sarı Çizmeli Mehmet Ağa” Şarkısıyla Zekât ve Sadaka Eğitimi | Ortaokul ve Lise İçin Ders Etkinliği

Barış Manço'nun "Sarı Çizmeli Mehmet Ağa" Şarkısıyla Zekât ve Sadaka Eğitimi | Ortaokul ve Lise İçin Ders Etkinliği
Barış Manço'nun "Sarı Çizmeli Mehmet Ağa" Şarkısıyla Zekât ve Sadaka Eğitimi | Ortaokul ve Lise İçin Ders Etkinliği
Barış Manço’nun “Sarı Çizmeli Mehmet Ağa” Şarkısıyla Zekât ve Sadaka Eğitimi | Ortaokul ve Lise İçin Ders Etkinliği

Bu çalışmada, Barış Manço’nun “Sarı Çizmeli Mehmet Ağa” şarkısı ile Bediüzzaman Said Nursi’nin Risale-i Nur Külliyatı‘nda yer alan zekât ve sadaka anlayışı bir araya getirilerek ortaokul ve lise öğrencilerine yönelik örnek bir ders etkinliği sunulmaktadır.

Etkinlik; şarkı analizi, kavramsal inceleme, grup çalışmaları ve yaratıcı yazma uygulamalarıyla öğrencilerin yardımlaşma, paylaşma, sosyal adalet ve etik sorumluluk konularını sorgulamalarını amaçlamaktadır.

Öğretmenler, öğretmen adayları ve değerler eğitimiyle ilgilenen eğitimciler için uygulanabilir bir kaynak niteliği taşımaktadır.

Mehmet Ağa’nın Defteri

Barış Manço’nun bu ikonik eserinde, insani değerlertoplumsal dayanışma ve hayatın geçiciliği üzerine derin felsefi öğütler verilmektedir.

Şarkı sözleri, bireyleri karşılıksız iyilik yapmaya, yoksulları gözetmeye ve gösterişten uzak, erdemli bir yaşam sürmeye teşvik eder.

Maddiyatın ölümle birlikte anlamını yitireceği vurgulanırken, dünya hayatındaki adaletsizlikler ve belirsizlikler karşısında sabırlı olunması gerektiği hatırlatılır. 

“Sarı Çizmeli Mehmet Ağa” figürü üzerinden, yapılan her eylemin bir gün mutlaka karşılık bulacağı ve ilahi bir hesabın olduğu anlatılır.

Yazar, kendi hatalarından ders çıkarmanın önemine değinerek, hayatta kalıcı olan tek şeyin arkada bırakılan iyi bir isim olduğunu zarif bir dille ifade eder.

NotebookLM


PowerPoint


Kaynaklarda yer alan Barış Manço’nun “Sarı Çizmeli Mehmet Ağa” şarkı sözleri ile Bediüzzaman Said Nursi’nin zekat ve sadaka hakkındaki tefsirini birleştirerek ortaokul veya lise düzeyine uygun bir “Sosyal Yardımlaşma ve Etik” ders etkinliği taslağı aşağıdadır:


Ders Etkinliği: Sarı Çizmeli Mehmet Ağa’nın Defteri

Ders: Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi / Değerler Eğitimi / Sosyal Bilgiler

Konu: Yardımlaşma, Paylaşma ve Toplumsal Barış

Süre: 40 + 40 Dakika (2 Ders Saati)


1. Bölüm: Sanat Yoluyla Farkındalık (Şarkı Analizi)

Giriş: Barış Manço’nun “Sarı Çizmeli Mehmet Ağa” şarkısı sınıfa dinletilir veya sözleri dağıtılır.

Şarkı Sözleri:

Yaz dostum güzel sevmeyene adam denir mi
Yaz dostum selam almayana yiğit denir mi
Yaz dostum altı üstü beş metrelik bez için
Yaz dostum boşa geçmiş ömre yaşam denir mi

Yaz tahtaya bir daha tut defteri kitabı
Sarı çizmeli Mehmet ağa bir gün öder hesabı

Yaz dostum yoksul görsen besle kaymak bal ile
Yaz dostum garipleri giydir ipek şal ile
Yaz dostum öksüz görsen sar kanadın kolunu
Yaz dostum kimse göçmez bu dünyadan mal ile

Yaz tahtaya bir daha tut defteri kitabı
Sarı çizmeli Mehmet ağa bir gün öder hesabı

Yaz dostum Barış söyler kendi bir ders alır mı
Yaz dostum su üstüne yazı yazsan kalır mı
Yaz dostum bir dünya ki haklı haksız karışmış
Yaz dostum boşa koysan dolmaz dolusu alır mı

Yaz tahtaya bir daha tut defteri kitabı
Sarı çizmeli Mehmet ağa bir gün öder hesabı

Tartışma Soruları:

  • Şarkıda geçen “Yaz dostum” ifadeleri neleri teşvik ediyor? (Yoksulu beslemek, garipleri giydirmek, öksüzü korumak).
  • “Kimse göçmez bu dünyadan mal ile” dizesi bize mülkiyet hakkında ne anlatıyor?.
  • “Sarı çizmeli Mehmet ağa bir gün öder hesabı” dizesi, sosyal sorumluluk ve hesap verebilirlik açısından ne anlama geliyor olabilir?.

2. Bölüm: Kavramsal Temel (Metin Analizi)

Gelişme: Kaynaklardaki tefsir metni öğrencilere sunulur ve “Zekat” ile “Sadaka” kavramları incelenir.

Kilit Kavramlar:

  • İslam’ın Kantarası (Köprüsü): Namazın dinin direği olması gibi, zekatın da asayişi (toplumsal huzuru) sağlayan bir köprü olduğu vurgulanır.
  • Sosyal Denge: Şarkıdaki “haklı haksız karışmış” dünyada düzenin, imkanı olanların muhtaçlara rızıklarından pay vermesiyle (“vimmâ razaknâhum yunfikûn”) sağlanacağı anlatılır.

3. Bölüm: Uygulama – “Gerçek Sadaka” Atölyesi

Öğrenciler gruplara ayrılır. Kaynakta belirtilen “Sadakanın 6 Şartı” üzerinden senaryolar yazmaları istenir:

  1. İsrafsızlık: Sadaka verirken dengeyi nasıl koruruz?
  2. Öz Malından Vermek: Başkasının imkanlarıyla cömertlik taslanabilir mi?
  3. Minnet Etmemek: Yardım ettiğimiz kişiyi incitmeden nasıl davranmalıyız?
  4. Korkusuzluk: “Fakirleşirim” korkusu yardıma engel olmalı mı?
  5. Geniş Kapsam: Sadaka sadece para mıdır? Şarkıdaki “selam alma” veya metindeki “ilim, fikir, kuvvet” sadaka sayılır mı?.
  6. Doğru Yer: Yardım alan kişi bu kaynağı zararlı alışkanlıklarda (sefahet) değil, ihtiyaçlarında mı kullanıyor?.

4. Bölüm: Sonuç ve Değerlendirme

Yaratıcı Yazarlık Ödevi: Öğrencilerden, “Sarı Çizmeli Mehmet Ağa”nın defterine şarkıdaki gibi “Yaz dostum…” ile başlayan, ancak metindeki 6 şartı da içeren yeni kıtalar yazmaları istenir.

Örnek: Yaz dostum, verdiğin ilimle bir yarayı sarar mı? Yaz dostum, minnetle verilen sadaka işe yarar mı? Yaz tahtaya, paylaşanlar kurar bu köprüyü, Zekatla korunur dünyanın huzur ve asayişi..


Etkinlik Kazanımları:

  • Öğrenciler, yardımlaşmanın sadece bireysel bir iyilik değil, toplumsal asayişin temeli olduğunu kavrar.
  • Sadakanın sadece maddi olmadığını; ilim, fikir ve gücün de paylaşılabileceğini öğrenir.
  • İyilik yaparken dikkat edilmesi gereken etik ilkeleri (başa kakmamak, israf etmemek vb.) içselleştirir.

ORİJİNAL METİN

﴾ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ ﴿ 1 

Dipnot-1 “Ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden muhtaçların ihtiyaçlarını giderirler.” Bakara Sûresi, 2:3.

Bu kelâmın mâkabliyle nazmını îcab ettiren münasebet ise:

Namaz

عِمَادُ الدِّينِ 2 

Dipnot-2 “(Namaz) Dinin direğidir. (Tirmizi, İmân: 8; İbni Mâce, Fiten: 12; Müsned, 5:231, 237; el-Hâkim, el-Müstedrek, 2:76.)

yani dinin direği ve kıvamı olduğu gibi, zekât da İslâmın kantarası, yani köprüsüdür. Demek, birisi dini, diğeri asayişi muhafaza eden İlâhî iki esastırlar. Bunun için birbiriyle bağlanmışlardır.

Zekât ile sadakanın lâyık oldukları mevkilerini bulmak için birkaç şart vardır:

  1. Sadakayı vermekte israf olmaması.
  2. Başkasından alıp başkasına vermek suretiyle halkın malından olmayıp kendi malından olması.
  3. Minnetle in’âmın bozulmaması.
  4. Fakir olmak korkusuyla sadakanın terk edilmemesi.
  5. Sadakanın yalnız mala ve paraya münhasır olmadığı bilinmesiyle, ilim, fikir, kuvvet, amel gibi şeylerde de muhtaç olanlara sadakanın verilmesi.
  6. Sadakayı alan adam, o sadakayı sefahette değil, hâcât-ı zaruriyesinde sarf etmesi lâzımdır.

SÖZLÜK

hâcât-ı zaruriye: zorunlu temel ihtiyaçlar; yiyecek, ev gibi
îcab ettirmek: gerektirmek
îcâz: sözü kısaltma; maksadı az sözle açık ve net bir şekilde anlatma
ihsan: ikram, bağış
ihsas etmek: hissettirerek bildirmek
ihtiyar etmek: seçmek, tercih etmek
in’âm: nimetlendirme
israf: gereğinden fazla tüketme
itnab: sözü uzatma; yeni bir fayda için, maksadı alışılmamış şekilde uzun bir söz ile ifade etmek
kantara: köprü, geçit
kelâm: âyet, söz
kıvam: dayanak, direk, temel
mâkabl: öncesi
minnet: başa kakma
muhafaza: koruma
münhasır: sınırlı, ait, özel
nazm: dizme, tertip edip düzenleme; Kur’ân-ı Kerîmin Allahü taâlâ tarafından dizilen mübârek sözleri, ifadeleri
nükte: ince ve derin mânâ
sadaka: Allah rızası için ihtiyaç sahibi kişilere yapılan yardım
sarf etmek: harcamak, kullanmak
sefahet: zevk ve eğlenceye düşkün olma ve malını gereksiz yere harcama; beyinsizlik
takdim: öne geçirme, öne alma
teb’îz: bütünü parçalamak, bölmek, kısımlara ayırmak; bütünden bir parça, kısım

KAYNAKLAR

CahtGPT

NotebookLM

Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur Külliyatı, İşaratü-l İ’caz, Bakara Sûresi 3. âyetin tefsiri, Söz Matbaacılık Yayıncılık Rek. Org. Hiz. San. ve Tic. Ltd. Şti. Türkçe Risaleler Söz Basım Yayın’ın Mart 2012 tarihli birebir matbu basılmış halidir.

https://erisale.com/#content.tr.6.72


“Onlara rızık olarak verdiğimizden bağışta bulunurlar.” Bakara Sûresi, 2:3. Şu cümlenin hey’âtı, sadakanın şerâit-i kabulünün beşine işaret eder. Birinci şart: Sadakaya muhtaç olmamak derecede sadaka vermek ki, … – Cumartesi Dersleri 25. 1. 4.

Onlara rızık olarak verdiğimizden bağışta bulunurlar. Bakara Sûresi, 23. Şu cümlenin hey'âtı, sadakanın şerâit-i kabulünün beşine işaret eder. Birinci şart Sadakaya muhtaç olmamak derecede sadaka vermek ki, ... - Cumartesi Dersleri 25. 1. 4.

Cumartesi Derslerinde bu hafta:

“”Onlara rızık olarak verdiğimizden bağışta bulunurlar.” Bakara Sûresi, 2:3. Şu cümlenin hey’âtı, sadakanın şerâit-i kabulünün beşine işaret eder. Birinci şart: Sadakaya muhtaç olmamak derecede sadaka vermek ki, …”

konusu işlenmektedir.

Üstad Bediüzzaman Said Nursi Risale-i Nur Külliyatı Sözler Yirmi Beşinci Söz – Mu’cizât-ı Kur’âniye Risalesi – Birinci Şule – BİRİNCİ ŞUA – İKİNCİ SURET.

Onlara rızık olarak verdiğimizden bağışta bulunurlar. Bakara Sûresi, 23. Şu cümlenin hey'âtı, sadakanın şerâit-i kabulünün beşine işaret eder. Birinci şart Sadakaya muhtaç olmamak derecede sadaka vermek ki, ... - Cumartesi Dersleri 25. 1. 4.
Onlara rızık olarak verdiğimizden bağışta bulunurlar. Bakara Sûresi, 23. Şu cümlenin hey’âtı, sadakanın şerâit-i kabulünün beşine işaret eder. Birinci şart Sadakaya muhtaç olmamak derecede sadaka vermek ki, … – Cumartesi Dersleri 25. 1. 4.

KISA VİDEO

UZUN VİDEO

SHORTS

Yirmi Beşinci Söz

Mu’cizât-ı Kur’âniye Risalesi

Birinci Şule

BİRİNCİ ŞUA

İKİNCİ SURET: 

Belâğatindeki i’câz-ı Kur’ânînin hikmetini Beş Noktada beyan edeceğiz.

BİRİNCİ NOKTA:

Kur’ân’ın nazmında bir cezalet-i harika var. O nazımdaki cezalet ve metaneti, İşârâtü’l-İ’câz baştan aşağıya kadar bu cezalet-i nazmiyeyi beyan eder. Saatin saniye, dakika, saati sayan ve birbirinin nizamını tekmil eden ne ise, Kur’ân-ı Hakîmin herbir cümledeki, hey’âtındaki nazım ve kelimelerindeki nizam ve cümlelerin birbirine karşı münasebâtındaki intizamı öyle bir tarzda İşârâtü’l-İ’câz’da âhirine kadar beyan edilmiştir. Kim isterse ona bakabilir


âhir: son (bk. e-ḫ-r)
alâküllihal: ister istemez, her halde (bk. k-l-l)
âmi: câhil
Arabî: Arapça
battal: bâtıl, hükümsüz
belâğat: sözün düzgün, kusursuz, halin ve makamın icabına göre yerinde söylenmesi (bk. b-l-ğ)
beşer: insanlar
beyan etmek: açıklamak (bk. b-y-n)
beyan-ı Kur’ân: Kur’ân’ın açıklaması (bk. b-y-n)
celb etmek: çekmek
cezalet: güzel ve güçlü ifade (bk. c-z-l)
cezalet-i harika: hayranlık verici güçlü ifade (bk. c-z-l)
cezalet-i nazmiye: Kur’ân’ın dizilişindeki güzellik ve akıcılık (bk. c-z-l)
çendan: gerçi
fevkinde: üstünde
fıkra: kısa yazı, bent
hadsiz: sonsuz
hey’ât: kısımlar, parçalar
hezeyan: saçmalama
hırs-ı muâraza: karşı koymak için aşırı istek
hikmet: herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde olması (bk. ḥ-k-m)
hüsn-ü cemâl: maddî manevî güzellik (bk. ḥ-s-n; c-m-l)
i’câz: mu’cizelik (bk. a-c-z)
i’câz-ı Kur’ânî: Kur’ân’ın mu’cizeliği (bk. a-c-z)
intizam: düzenlilik (bk. n-ẓ-m)
iştihar bulmak: meşhur olmak
ittifak: birleşme
izzet: şeref, üstünlük (bk. a-z-z)
kesretli: çok, fazla (bk. k-s̱-r)
Kur’ân-ı Hakîm: her âyet ve sûresinde sayısız hikmet ve faydalar bulunan Kur’ân (bk. ḥ-k-m)
mâlik: sahip (bk. m-l-k)
metanet: sağlamlık
mevcut: var (bk. v-c-d)
muannit: inatçı
muâraza: sözle mücadele
muarız: karşı gelen
muhal: imkansız
münasebât: münasebetler, bağlantılar (bk. n-s-b)
Müseylime-i Kezzâb: (bk. bilgiler)
nazar-ı istiğrab: garip ve hayretli bakış (bk. n-ẓ-r)
nazm: diziliş, tertip ve vezin (bk. n-ẓ-m)
nisbet etmek: kıyaslamak (bk. n-s-b)
nizam: düzen (bk. n-ẓ-m)
sâik-i şedid: şiddetli sevk edici gerekçe
suret: şekil, biçim (bk. ṣ-v-r)
şenî: fena, kötü
şevk-i taklidi: benzerini yapma arzusu ve isteği
tanzir: benzerini yapma (bk. n-ẓ-r)
tekmil: tamamlama (bk. k-m-l)
teşebbüs etmek: başvurmak, girişmek
umum: bütün
vukuat: vâkıalar, olaylar

ve bu nazımdaki cezalet-i harikayı bu surette görebilir. Yalnız bir iki misal, bir cümlenin hey’âtındaki nazmı göstermek için zikredeceğiz.

Meselâ

 وَلَئِنْ مَسَّتْهُمْ نَفْحَةٌ مِنْ عَذَابِ رَبِّكَ 

bu cümlede, azâbı dehşetli göstermek için, en azının şiddetle tesirini göstermekle göstermek ister. Demek taklîli ifade edecek; cümlenin bütün heyetleri de bu taklîle bakıp ona kuvvet verecek. İşte, لَئِنْ lâfzı, teşkiktir. Şek kıllete bakar. مَسَّ lâfzı, azıcık dokunmaktır; yine kılleti ifade eder. نَفْحَةٌ lâfzı, maddesi bir kokucuk olup kılleti ifade ettiği gibi, sîgası bire delâlet eder. Masdar-ı merre tabir-i sarfiyesinde “biricik” demektir, kılleti ifade eder. نَفْحَةٌ deki tenvin-i tenkirî, taklîli içindir ki, “O kadar küçük ki, bilinemiyor” demektir. مِنْ lâfzı, teb’îz içindir, “bir parça” demektir; kılleti ifade eder. عَذَابِ lâfzı, nekâl, ikab’a nisbeten hafif bir nevi cezadır ki, kıllete işaret eder. رَبِّكَ lâfzı, Kahhâr, Cebbar, Müntakîm’e bedel yine şefkati ihsas etmekle

kılleti işaret ediyor. İşte, bu kadar kılletteki bir parça azap böyle tesirli ise, ikab-ı İlâhî ne kadar dehşetli olur, kıyas edebilirsiniz diye ifade eder. İşte şu cümlede küçük heyetler nasıl birbirine bakıp yardım eder. Maksad-ı küllîyi, herbiri kendi lisanıyla takviye eder. Şu misal bir derece lafız ve maksada bakar.

İkinci misal:

 وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ 

Şu cümlenin hey’âtı, sadakanın şerâit-i kabulünün beşine işaret eder.

Birinci şart: 

Sadakaya muhtaç olmamak derecede sadaka vermek ki, وَمِمَّا lâfzındaki مِنْ i teb’îz ile o şartı ifade eder.


Dipnot-1

“And olsun, Rabbinin azâbından en küçük bir esinti onlara hafifçe dokunacak olsa…” Enbiyâ Sûresi, 21:46.

Dipnot-2

“Onlara rızık olarak verdiğimizden bağışta bulunurlar.” Bakara Sûresi, 2:3.


Cebbâr: azamet ve yücelik sahibi, yarattıklarına dilediğini yaptıran Allah (bk. c-b-r)
cezalet-i harika: hayranlık verici düzgün ifade, güzel anlatım (bk. c-z-l)
dehşetli: korkunç, ürkütücü
delâlet: işaret etme, delil olma
hey’ât: parçalar, kısımlar
heyet: kısım, parça
ihsas etmek: hissettirmek
ikab: âhiret azabı
ikab-ı İlâhî: Allah’ın azabı (bk. e-l-h)
Kahhar: herşeye her zaman mutlak galip gelen ve boyun eğdiren Allah (bk. ḳ-h-r)
kıllet: azlık
lâfız: ifade, kelime
lisan: dil
maksad: gaye (bk. ḳ-ṣ-d)
maksad-ı küllî: bütünündeki maksat (bk. ḳ-ṣ-d; k-l-l)
masdar-ı merre: fiilin bir defa yapıldığını belirten masdar
Müntakim: suç işleyene cezasını veren Allah
nazm: diziliş, tertip ve vezin (bk. n-ẓ-m)
nekâl: şiddetli azap
nevi: tür, çeşit
nisbeten: kıyasla (bk. n-s-b)
sadaka: Allah rızası için ihtiyaç sahibi kişilere yapılan yardım
sîga: kip
suret: şekil, biçim (bk. ṣ-v-r)
şek: şüphe, tereddüt
şerâit-i kabul: kabul şartları
tabir-i sarfiye: gramerle ilgili ifade (bk. a-b-r)
taklîl: az gösterme, azaltma
takviye etmek: kuvvetlendirmek
teb’îz: parçalara bölme, ayırma
tenvin-i tenkirî: kelimenin belirsizliğini gösteren tenvin işareti; harf-i tarifsiz (“el” takısız) olduğu için tenvinli olan ve nekra denen kelime
teşkik: şüphede bırakma
zikretmek: belirtmek, anmak

İkinci şart:

Ali’den alıp Veli’ye vermek değil, belki kendi malından vermektir. Şu şartı رَزَقْنَاهُمْ lâfzı ifade ediyor. “Size rızık olandan veriniz” demektir.

Üçüncü şart: 

Minnet etmemektir. Şu şarta رَزَقْنَا daki نَا lâfzı işaret eder. Yani, “Ben size rızkı veriyorum. Benim malımdan Benim abdime vermekte minnetiniz yoktur.”

Dördüncü şart:

Öyle adama veresin ki, nafakasına sarf etsin. Yoksa sefâhete sarf edenlere sadaka makbul olmaz. Şu şarta يُنْفِقُونَ lâfzı işaret ediyor.

Beşinci şart:

Allah namına vermektir ki, رَزَقْنَاهُمْ ifade ediyor. Yani, “Mal Benimdir; Benim namımla vermelisiniz.”

Şu şartlarla beraber, tevsî de var. Yani, sadaka nasıl mal ile olur; ilim ile dahi olur, kavl ile, fiil ile, nasihat ile de oluyor. İşte şu aksâma مِمَّا lâfzındaki مَا umumiyetiyle işaret ediyor. Hem şu cümle de bizzat işaret ediyor; çünkü mutlaktır, umumu ifade eder.

İşte, sadakayı ifade eden şu kısacık cümlede, beş şartla beraber geniş bir dairesini akla ihsan ediyor, heyetiyle ihsas ediyor.

İşte, heyette böyle pek çok nazımlar var. Kelimâtın dahi, birbirine karşı aynen, geniş, böyle bir daire-i nazmiyesi var. Sonra kelâmların da, meselâ

قُلْ هُوَ اللهُ أَحَدٌ 

‘de altı cümle var: üçü müsbet, üçü menfi. Altı mertebe-i tevhidi ispat etmekle beraber, şirkin altı envâını reddeder. Herbir cümlesi, öteki cümlelere hem delil olur, hem netice olur. Çünkü herbir cümlenin iki mânâsı var. Bir mânâ ile netice olur, bir mânâ ile de delil olur. Demek, Sûre-i İhlâsta otuz Sûre-i İhlâs kadar, muntazam, birbirini ispat eder delillerden mürekkep sûreler vardır. Meselâ,

قُلْ هُوَ اللهُ: ِلاَنَّهُ اَحَدٌ     ِلاَنَّهُ صَمَدٌ     ِلاَنَّهُ لَمْ يَلِدْ     ِلاَنَّهُ لَمْ يُولَدْ     ِلاَنَّهُ لَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا اَحَدٌ     2


Dipnot-1

“De ki: O Allah birdir.” İhlâs Sûresi, 112-1.

Dipnot-2

De ki: O Allah’tır. Çünkü O birdir. Çünkü O hiçbir şeye muhtaç değildir ve herşey Ona muhtaçtır. Çünkü O doğurmamıştır. Çünkü O doğurulmamıştır. Çünkü Ona denk olacak hiçbir şey yoktur.


abd: kul (bk. a-b-d)
aksâm: kısımlar, bölümler
daire-i nazmiye: nazım, diziliş dairesi (bk. n-ẓ-m)
envâ: çeşitler
heyet: kısım, parça
ihsan etmek: bağışlamak (bk. ḥ-s-n)
ihsas etmek: hissettirmek
kavl: söz
kelâm: söz (bk. k-l-m)
kelimât: kelimeler (bk. k-l-m)
lâfz: ifade, kelime
makbul: kabul olunma
menfi: olumsuz
mertebe-i tevhid: her şeyin bir olan Allah’a ait olduğunu anlatan mertebe, seviye (bk. v-ḥ-d)
minnet: başa kakma
muntazam: düzenli, tertipli (bk. n-ẓ-m)
mutlak: serbest bırakılmış, sınırı belirtilmemiş (bk. ṭ-l-ḳ)
mürekkep: oluşmuş
müsbet: olumlu
nafaka: geçim vasıtası
nam: ad
nasihat: öğüt
nazım: diziliş, tertip ve vezin (bk. n-ẓ-m)
netice: sonuç
sarf etmek: harcamak
sefahet: zevk, eğlence ve yasak şeylere düşkünlük, budalalık
şirk: Allah’a ortak koşma
tevsî: genişletme
umum: genel

hem

وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا اَحَدٌ: ِلاَنَّهُ لَمْ يُولَدْ     ِلاَنَّهُ لَمْ يَلِدْ     ِلاَنَّهُ صَمَدٌ     ِلاَنَّهُ اَحَدٌ     ِلاَنَّهُ هُوَ اللهُ     1

hem

هُوَ اللهُ فَهُوَ اَحَدٌ     فَهُوَ صَمَدٌ     فَاِذًا لَمْ يَلِدْ     فَاِذًا لَمْ يُولَدْ     فَاِذًا لَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا اَحَدٌ     2

Daha sen buna göre kıyas et. Meselâ,

الۤمۤ     ذٰلِكَ الْكِتَابُ لاَ رَيْبَ فِيهِ هُدًى لِلْمُتَّقِينَ     3

Şu dört cümlenin herbirisinin iki mânâsı var. Bir mânâ ile öteki cümlelere delildir; diğer mânâ ile onlara neticedir. On altı münasebet hatlarından bir nakş-ı nazmî-i i’câzî hasıl olur. İşârâtü’l-İ’câz’da öyle bir tarzda beyan edilmiş ki, bir nakş-ı nazmî-i i’câzî teşkil eder. On Üçüncü Sözde beyan edildiği gibi, güya ekser âyât-ı Kur’âniyenin herbirisi, ekser âyâtın herbirisine bakar bir gözü ve nâzır bir yüzü vardır ki, onlara münasebâtın hutut-u mâneviyesini uzatıyor, birer nakş-ı i’câzî nescediyor. İşte, İşârâtü’l-İ’câz baştan aşağıya kadar bu cezalet-i nazmiyeyi şerh etmiştir.


Dipnot-1

Hiçbir şey Onun dengi değildir. Çünkü O doğurulmamıştır. Çünkü O doğurmaktan münezzehtir. Çünkü O hiçbir şeye muhtaç değildir ve herşey Ona muhtaçtır. Çünkü O birdir. Çünkü O Allah’tır.

Dipnot-2

O Allah’tır. Öyle ise O birdir. Öyle ise O Sameddir. Öyle ise O doğurmamıştır. Öyle ise O doğurulmamıştır. Öyle ise Onun hiçbir dengi yoktur.

Dipnot-3

“Elif lâm mim. Şu kitap ki, onda asla şüphe yoktur. O, takvâ sahipleri için bir yol göstericidir.” Bakara Sûresi, 2:1.


asr-ı cahiliyet: cahiliye asrıâyât-ı Kurâniye: Kur’ân’ın âyetleribelâğat-i harika: hayranlık verici belâğat (bk. b-l-ğ)belâğat-i mâneviye: mânevî belâğat (bk. b-l-ğ; a-n-y)beyan edilmek: açıklanmak (bk. b-y-n)cezalet-i nazmiye: Kur’ân’ın nazmındaki güzellik, üstünlük ve akıcılık (bk. c-z-l; n-ẓ-m)ekser: pekçok (bk. k-s̱-r)evvel: öncefarz etmek: varsaymakhasıl olmak: meydana gelmekhutut-u mâneviye: manevi hatlar, çizgiler (bk. a-n-y)mânâ: anlam (bk. a-n-y)münasebât: ilişkiler, bağlantılar (bk. n-s-b)münasebet: ilişki, bağlantı (bk. n-s-b)nakş-ı i’câzî: mu’cizelik nakşı (bk. n-ḳ-ş; a-c-z)nakş-ı nazmî-i i’câzî: bir mu’cize olan tertip ve dizilişindeki örgü (bk. n-ḳ-ş; n-ẓ-m; a-c-z)nâzır: bakan (bk. n-ẓ-r)nescetmek: dokumaknetice: sonuçnur-u Kur’ân: Kur’ân’ın nuru (bk. n-v-r)sahrâ-yı bedeviyet: bedevîlik çölüşerh etmek: açıklamaktarz: şekil, biçimteşkil etmek: oluşturmakzulmet-i cehil ve gaflet: cehalet ve gaflet karanlığı (bk. ẓ-l-m; ğ-f-l)

KAYNAKLAR

Risale-i Nur Külliyatı, Sözler, Yirmi Beşinci Söz – Mu’cizât-ı Kur’âniye Risalesi – Birinci Şule – BİRİNCİ ŞUA – İKİNCİ SURET, Söz Basım Yayın Ltd. Şti., Mart 2012, İstanbul.

http://www.erisale.com/#content.tr.1.496

https://sorularlarisale.com/risale-i-nur-kulliyati/sozler/yirmi-besinci-soz/496


CUMARTESİ DERSLERİ

Eğer kulumuz Muhammed'e indirdiğimiz Kur'ân'dan bir şüpheniz varsa, haydi, onun benzeri bir sûre getirin. Bakara Sûresi, 223. - Cumartesi Dersleri - 25. 1. 3.
Eğer kulumuz Muhammed’e indirdiğimiz Kur’ân’dan bir şüpheniz varsa, haydi, onun benzeri bir sûre getirin. Bakara Sûresi, 223. – Cumartesi Dersleri – 25. 1. 3.

Üstad Bediüzzaman Said Nursi’nin Risale-i Nur Külliyatı’ından; Sözler, Mektubat, Lem’alar, Şuâlar gibi kitaplarından alınarak her hafta Cumartesi günü Cumartesi Dersleri adı altında yapılan ve YouTube’da yüklenen dersler yer almaktadır.

Ayrıca; http://www.erisale.com/#home adresinde ve https://sorularlarisale.com/ adresinde yer alan Risalelerin ekran kaydı yapılmakta ve sitemizde ilgili dersin bulunduğu sayfaya metinler ve sözlük konulmaktadır.

Dersler en son yapılan derslere göre sıralanmaktadır.

CUMARTESİ DERSLERİ