
Sahabelerin Manevi Üstünlüğü
Bu metin, İslam peygamberi Hz. Muhammed’in (asm) arkadaşlarının, yani sahabelerin diğer tüm evliyalardan neden daha üstün olduğunu derinlikli bir perspektifle açıklamaktadır.
Temel argüman, peygamberlik nurunun bizzat yansıdığı Nebevi sohbetin ruhsal gelişim üzerindeki benzersiz ve dönüştürücü gücüne dayanmaktadır.
Yazar, bu özel etkileşimin bir dakika gibi çok kısa bir sürede dahi bir insanı manevi zirvelere taşıyabileceğini, öyle ki en büyük velilerin bile bu seviyeye erişemeyeceğini vurgular.
Metinde ayrıca, bir zamanlar vahşi ahlaka sahip bedevilerin bu nurla temas ettikten sonra dünyaya medeniyet ve rahmet dağıtan birer fazilet abidesine nasıl dönüştükleri anlatılır.
Sonuç olarak, sahabelerin ulaştığı külli faziletin, onların doğrudan peygamberlik makamıyla muhatap olmalarından kaynaklanan eşsiz bir mertebe olduğu ifade edilir.
NotebookLM
SHORTS
KISA VİDEO
UZUN VİDEO
Yirmiyedinci Söz
İçtihat Risalesi
Yirmiyedinci Söz’ün Zeyli
Sahâbeler Hakkındadır
Mevlâna Câmî’nin dediği gibi derim:
يَا رَسُولَ اللّٰهِ چِه بَاشَدْ چُونْ سَگِ اَصْحَابِ كَهْف
Yâ Resulallah, nasıl olur ki Ashab-ı Kehfin köpeği
دَاخِلِ جَنَّتْ شَوَمْ دَرْ زُمْرَهِٔ اَصْحَابِ تُو
Senin ashabınla beraber Cennete girsin?
اُو رَوَدْ دَرْ جَنَّتْ وَ مَنْ دَرْ جَهَنَّمْ كَىْ رَوَاسْت
O Cennette, ben Cehennemde revâ mıdır bu?
اُو سَگِ اَصْحَابِ كَهْف وَ مَنْ سَگِ اَصْحَابِ تُو
O Kehf Ashabının köpeği, ben senin ashabının…
farsi – Mevlana Câmi
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah’ın adıyla.
وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ
Ve hiçbir şey yoktur ki, Onu hamd ile tesbih etmesin.
ayet – İsrâ Sûresi, 17:44
﷽
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla
مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ وَالَّذ۪ينَ مَعَهُٓ اَشِدَّٓاءُ عَلَى الْكُفَّارِ رُحَمَٓاءُ بَيْنَهُمْ… الخ
Muhammed Allah’ın Resulüdür. Onunla beraber olanlar da kâfirlere karşı şiddetli, kendi aralarında ise pek merhametlidirler.
ayet – Fetih Sûresi, 48:29
Suâl Ediyorsunuz:
Bazı rivâyetlerde vardır ki: “Bid’aların revâcı hengâmında ehl‑i îmân ve takvâdan bir kısım sulehâ, sahâbe derecesinde veya daha ziyâde efdal olabilir.” diye rivâyetler vardır. Bu rivâyetler sahîh midir? Sahîh ise, hakikatleri nedir?
Elcevap:
Enbiyâdan sonra nev-i beşerin en efdali sahâbe olduğu, Ehl‑i Sünnet ve Cemâat’in icmâı bir hüccet-i kâtıadır ki, o rivâyetlerin sahîh kısmı, fazilet‑i cüz’iye hakkındadır. Çünkü; cüz’î fazilette ve hususî bir kemâlde; mercûh, râcihe tereccuh edebilir. Yoksa Sûre‑i Feth’in âhirinde, sitâyişkârâne tavsifât‑ı Rabbâniye’ye mazhar ve Tevrat ve İncil ve Kur’ân’ın medih ve senâsına mazhar olan sahâbelere, fazilet‑i külliye nokta‑i nazarında yetişilemez.
Şu hakikatin pek çok esbap ve hikmetlerinden, şimdilik üç sebebi tazammun eden üç hikmeti beyân edeceğiz.
Birinci Hikmet
Sohbet‑i Nebeviye öyle bir iksîrdir ki, bir dakikada ona mazhar bir zât, senelerle seyr ü sülûke mukâbil, hakikatin envârına mazhar olur. Çünkü, sohbette insibağ ve in’ikâs vardır. Mâlûmdur ki; in’ikâs ve tebaiyetle, o Nur-u Âzam-ı Nübüvvet’le beraber en azîm bir mertebeye çıkabilir. Nasıl ki bir sultanın hizmetkârı ve onun tebaiyeti ile, öyle bir mevkiye çıkar ki, bir şah çıkamaz. İşte şu sırdandır ki, en büyük velîler sahâbe derecesine çıkamıyorlar.
Hattâ Celâleddin‑i Süyûtî gibi, uyanık iken çok defa Sohbet‑i Nebeviye’ye mazhar olan velîler, Resûl‑i Ekrem (Asm.) ile yakazaten görüşseler ve şu âlemde sohbetine müşerref olsalar yine sahâbeye yetişemiyorlar. Çünkü; sahâbelerin sohbeti, Nübüvvet‑i Ahmediye (Asm.) nuruyla, yani “Nebî” olarak O’nunla sohbet ediyorlar. Evliyâlar ise, vefât‑ı Nebevîden sonra Resûl‑i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ı görmeleri, velâyet‑i Ahmediye nuruyla sohbettir. Demek Resûl‑i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın, onların nazarlarına temessül ve tezâhür etmesi, Velâyet‑i Ahmediye cihetindedir; “Nübüvvet” itibariyle değil. Mâdem öyledir; nübüvvet derecesi, velâyet derecesinden ne kadar yüksek ise, o iki sohbet de o derece tefâvüt etmek lâzım gelir.
Sohbet‑i Nebeviye ne derece bir iksîr‑i nurânî olduğu bununla anlaşılır ki: Bir bedevî adam, kızını sağ olarak defnedecek bir kasâvet‑i vahşiyânede bulunduğu hâlde gelip, bir saat Sohbet‑i Nebeviye’ye müşerref olur; daha karıncaya ayağını basamaz derecede bir şefkat‑i rahîmâneyi kesbederdi. Hem câhil, vahşî bir adam, bir gün Sohbet‑i Nebeviye’ye mazhar olur; sonra Çin ve Hint gibi memleketlere giderdi. Mütemeddin kavimlere muallim-i hakâik ve rehber‑i kemâlât olurdu.
KAYNAK
Risale-i Nur Külliyatı, Sözler, Yirmi Yedinci Söz – İçtihat Risalesi – Yirmiyedinci Söz’ün Zeyli Sahâbeler Hakkındadır – Birinci Hikmet, Söz Basım Yayın Ltd. Şti., Mart 2012, İstanbul.
https://beta.erisale.com/tr/sozler/yirmiyedinci-soz-ictihad-risalesi-zeyl#3943
https://erisale.com/#content.tr.1.657
